Günlük hayatta kullandığımız veya duyduğumuz çoğu kavram fosseptik çukuruna batırılmış gibi kokuyor. Tüh tüh, ne hale geldi işler anlamında söylemiyorum. Bu kavramların ellenemez ve yanına yaklaşılamaz ve koku yayar hale getirilmesi değişik bir savunma sistemi. Çaresiz kalan ve bunalan toplum önce kavramların içini boşaltarak ve sulandırarak kendini savunma yolunu denemiş, bir sonraki merhalede ise kokutarak tedavülünü azaltmış.
Misal: Vatan, aziz bir kavram. Peki ne demek? Sözlüklere, ansiklopedilere, tarihe bakarak anlamını çıkaramıyorsunuz. Geçmişte bu kavrama yüklenen anlamlar bugün işe yaramıyor. Ben; vatan, önce vatan, lafını duyunca tedirgin oluyorum. Başımıza yine bir şey gelecek duygusuna kapılıyorum. Hukuk lafı da beni tedirgin ediyor. Hemen sipere yatma, bir kuytuya çekilme ihtiyacı hissediyorum. Oysa normal şartlarda rahatlamamız lazım. Hukukun üstünlüğü.. Aman da ne afili laf. Adalet. Seçmen iradesi. Demokrasi. Bağımsızlık. Milli irade. Temsilde adalet. ... Af buyurun, terörle mücadele sözü bile beni tedirgin ediyor. Kavram öyle bir hale gelmiş ki.. Teröristlerden başka herkesi korkutuyor. ... İrtica ile mücadele..
.... Anayasaya sadakat..Yahu insan anayasaya sadakat lafından ürker mi..Bu işin içinde bir hinlik var, duygusuna kapılır mı? Herkes normal de ben mi anormalim. ... Milletin aziz bildiği ne varsa pimi çekilmiş el bombası gibi elden ele gezdirerek herkesi nefessiz bıraktılar. Normalleşme sürecinden sonra bu kavramlara eski anlamlarını yüklemek epey zaman alır. Bugünlerde kimsenin ağzına yakışmıyor, ara sıra eski alışkanlık telaffuz edilse bile koku yayıyor. Malum doğalgaz da kokusuzdur. Bir emniyet tedbiri olarak kokulandırılır ki, sızıntı halinde insanlar farkına varsın.

