Savcı bir adam için 5000 yıl istemiş. İnsan düşününce cezanın ağırlığı karşısında dehşete düşüyor. 50 yıl, yüz yıl olsa adam yatar çıkar. 5000 yıl yatmakla bitmez ki.. Şöyle de düşünebilirsiniz: 50 yaşındaki bir adamın 30 yıl ceza alması ile 300 yıl ceza alması arasında ne fark var. Hakim ceza indirimine gidip 300 yılı 100''e düşürse adam sevinir mi? ..... Geçen sene bir mahkememiz asgari ücretle çalışan bir vatandaşımıza ormanı yaktığı için 2 trilyon lira ceza vermişti. Kaç aylık asgari ücret 2 trilyon lira eder? Bir de malum, maaşın yüzde 25''inden fazlası kesilemiyor.. Bu hesaptan gidince onun da yaklaşık 5000 yıl yaşaması lazım. Af kapsamına giriyor mu bilmiyorum.. Belki orman yakmak devlete karşı işlenmiş suçlardan sayılıyordur.. O zaman hiç kurtuluşu yok, ödeyecek 2 trilyonu.. Orman yakacağına hazine arazisine bir gecekondu dikseydi, devletimiz tapu bile verirdi. On yıl sonra kapısına müteahhit gelirdi: Kat karşılığı inşaat talebi. .... Bazen de 7 milyon 800 bin lira ağır para cezasına çarptırılanlar oluyor. Hakim ne yapsın, yürürlükteki kanun bu. Cezalar caydırıcı olmazsa 5000 değil de 150 bin yıl verrirsin.. Orman yakan asgari ücretliye bir katrilyon lira ceza verirsin.. O zaman bakın bir daha ormanı yakıyor mu kereta. Acaba birgün bu ülkede de mahkemeler gavur ülkelerinde örneklerini gördüğümüz gibi olacak mı? Üç beş ayda karara bağlanan davalar, gıpta edilecek kadar maaş alan hakimler, yargılanan ama hakikaten yargılanan kamu görevlileri.. Tazminat ödemeye mahkum edilen emniyet müdürlüğü, Belediye, Kara Yoları, Hastane, Bakanlık, "Ne olur senin davanı ben alayım, bu işten büyük tazminat koparırız" diyen avukatlar.. Bizim ülkemizde de olacak mı? Aynı çukura bir günde yedi otomobil düşüp hasar görmüştü. Biri de takla atmıştı.
Bu ülkede bunların her birine hak arama ve tazminat talebinde bulunma imkanı verilseydi, o çukurun sorumlusu olan kuruluş nereyse çukurları mercekle arar hale gelirdi. Teorik olarak bizde de kamudan ve kamu görevlisinden davacı olunabilir.. Peki bu işin pratiği nasıl? Çok geniş imkan sahibi olacaksınız . 100 lira talep etmek için 1000 lira harcayacaksınız. Bazı yerler için arkanız olacak.. Zaten bu şartların sahibi iseniz, mahkeme kanalı ile hak talep etmek yerine hatır gönülle menfaat talep etmek daha kârlı oluyor. ..... Beş yılda, on yılda karara bağlanan davadan kime ne hayır gelir. Davalının da işi zor davacının da. Ekranlarda teşhir edilmek, mahkeme kapılarında sürünmek, emniyetin nezarethanesinde, koridorunda dolaşmak zaten eli yüzü düzgün bir vatandaş için yeterli ceza oluyor. Ceza peşin veriliyor.. Bu ülke bir asırlık memurin muhakemat kanununu yürürlükten kaldıramadı. Şimdilik işine gelmiyor. Bu kanun özetle diyor ki: Bir memurum suç işlerse ben izin verirsem yargılanabilir. Bir de Danıştay var.. Devletle memurunun arasındaki ihtilafa bakıyor. Memur da vatandaş gibi diğer mahkemelere gitsin, hakkını orada arasın. Davalı olan polisse onunla ilgili evrakları Jandarma tekemmül ettirsin. Ki, kayırmacılık olmasın. Bu böyle olmadığı zaman polis davalı polisi üç sene bulamıyor. Hergün işe gidip gelen adamı bulamıyor. Davacı olan adama eziyet ediliyor. Yerine göre savcıya eziyet ediliyor. Sonra bir orta yol bulunuyor, o yol da vatandaşa yaramıyor. ..... Şimdilik bir de teselli yolu var: Yüzbinlerce insanın ahını alanların akibeti çok perişan oluyor.

