Kamu kurumlarına işi düşen niye tanıdık arar? Artık alışkanlık halini almış. Çok sıradan işler için bile "tanıdık kimse var mı" deniyor. Varsa o bulunup, filanın selamı söylenecek. Azıcık önemli işler için ön hazırlık yapılıyor. Daha önce kimler gitmiş, neyle karşılaşmış..Biz gidersek ne olurmuş..En iyisi nasıl yapmakmış. Bu hastalık emirle, fermanla, yönetmelikle, kanunla aşılabilecek gibi değil. Müşteri (vatandaş) profili ile ilgili olabilir mi? Kamu kurumlarından incelik beklemek.. Seri sonu satış yapan..herşeyin üst üste yığıldığı bir depo mağazada incelik beklemek gibi birşey mi?..Bir büyüğü, bir küçüğü var mı, diye sormak gibi.. Niye nüfus dairesinde, tapu dairesinde, vergi dairesinde, trafik şube müdürlüğünde kuyruk olur. Niye burada çalışan insanlar bezmiş, bıkmış, yorulmuş olur. Yine hepsinde mutlaka fotokopilik bir iş olur.
En merhametlileri fotokopiye çıkış yolunu oklarla gösterir. Her işte üç, beş, on "yukarıdan" gelen olur. Bu nasıl aşılır, daha kaç nesil bu sefaletle (bu da bir sefalettir) büyür? Galiba incelik ve nezaket de mal ve hizmet gibi talep edilen birşey. Önce talep edebilecek bir kitle olacak. Bu da yok..İhtiyaçları sıraya dizdiğiniz zaman incelik ve nezaket talebi 30. sıraya bile düşmüyor.
İkinci olarak Hemen herkesin rutin işinde gayr-i meşruluk var. Kamu vicdanına göre değil..Evraklara göre, mevzuata göre..Boşluğu bulmak, hatır gönül tanıdıkla oluyor. Vergi memuru gelmişse diklenmek çare değil.. o da sen de evraklara göre suç işlendiğini biliyor. Çalışma müfettişi gelmişse 100 lira alan çalışanının aslında 200 lira aldığını ikiniz de biliyorsunuz. Trafik memuru durdurmuşsa alttan almak için bir eksiğiniz vardır. Tapu memuru evin piyasa değerinin dörtte birinin gösterildiğinin farkında. Sıradan vatandaşlar için böyle..İşi gücü olan, işi için hediye veren, adam arayanların durumu biraz daha farklı. Onlardan artık aleni pay kesiliyor, fona. Tarife belli, yolu belli, riski belli. Çemberin dışına çıkanlara çok istisnai haller dışında hayat hakkı yok. Bu çember nasıl kırılır..Fert başına gelir on bin doları aşınca mı, kayıt dışı kayıt altına alınınca mı, devletin sistemi ile vatandaşın duyguları örtüşünce mi bilmiyorum.

