Eskiden devlet büyükleri için dua edilirmiş: Allah seni başımızdan eksik etmesin... Ömrünü uzun eylesin. Şimdi de böyle dua edenler var mı acaba? Demirel sık sık, "Devletle hükümeti birbirine karıştırmayın" derdi. Hükümet büyükleri deyince 36''sını tek kalemde sayamasak da hepimiz üç beş ismi bir çırpıda söyleyebiliyoruz.
Dua ederken zorlanmayız. Peki devlet büyüğü deyince kimi hatırlamalıyız, kime dua etmeliyiz? ..... Yine eskiden okulda aşı olurken mırın kırın eden öğrencilere, öğretmenlerimiz cesaret vermek için, "Türk çocuğu aşıdan korkar mı?" derdi. Üniter devletlerin böyle bir avantajı var gerçekten... Amerika gibi 72.5 milletin yaşadığı bir ülke olsaydık bize cesaret vermekte zorlanırlardı. Kanı bozuk lafları da edemezdik. ..... Bizim çocukluğumuzda "Adriyatik''ten Çin Seddi''ne kadar" muhabbeti de çok yapılırdı. At sırtında Viyana kapılarııı... Herkesin hoşuna giderdi. Hiç kimse çıkıp demezdi ki, "Yahu gitti ise dedemizin, dedesinin dedesi gitti... Siz iki saat yağmur yağınca evden çıkıp işe bile gidemiyosunuz." ..... Boşverin eskiyi. Yeni neyimiz var, onu söyleyin. Poh poh, pış pış. Türk''ün örf ve âdetleri deniyor. Fazileti deniyor.. Biri "bana anlat bakalım, neymiş Türk''ün örfü, âdeti, fazileti dese anlatamam. Nitekim anlatamadım da.. Ayıp olmasın diye bu konuda üç-beş kitap topladım, hepsi 16, 17. yüzyılı anlatıyor.
Bugüne dair birşey yok, bulan bana da göndersin.
EMRİM ODUR Kİ Adına depresyon denilen ruhi çöküntü hali, insanların artık ümit edecek birşeyleri kalmadığında ve çaresizlik duygusu sessiz çoğunluğu iyiden iyiye sardığında bir salgın halini alıyor. Ekonomik, ahlaki ve siyasi çöküntü sosyal bağları zayıflatıyor. Asla düze çıkamayacağımız, Yaşadığımız sıkıntılı günlerin asla bitmeyeceği, Herşeyin daha da kötüye gideceği yolundaki bir düşünce zihnimizde sarsılmaz bir yer bulursa depresyon kaçınılmaz olur. Hayatla boğuşmaktan bıkarız, vazgeçeriz. İşin uzmanlarının bu ülkeyi kasıp kavuran kâbusu yüksek sesle teşhis etmeleri gerekiyor. Herkesin doğup büyüdüğü bu ülkeyi sevmeye ihtiyacı var.

