Robert Koleji''nin kurucularından Cyrus Hamlin, "Fatih Sultan Mehmed İstanbul''u fethetmek için Rumeli Hisarı''nı inşa etti, biz de Robert Koleji inşa ediyoruz" demiş. 150 sene sonra aynı bölgede 10 hektarlık arazi üzerine kurulan ABD İstanbul Başkonsolosluğu binasının açılışına bir mesaj gönderen ABD Dışişleri Bakanı Collin Powell ise, "Türkiye Rumeli Hisarı''nı dört ayda tamamlamış. Bizim binamızın inşaatı bundan biraz daha uzun sürdü. Ama ne de olsa ben Fatih Sultan Mehmed değilim, bugünkü bürokrasi biraz ağır işliyor" demiş. SESAR, analizinde bu iki sözü hatırlatıp şöyle diyor: "Neredeyse 150 sene ara ile; birileri Boğaz''da bir tepeye devasa bir yapı kurup; ardından Rumeli Hisarı ve Fatih Sultan Mehmed''i anıyorsa; bunun bir tesadüf olma ihtimali, olmama ihtimali ile eşitlenmiş demektir. " SESAR; ABD''nin İstinye sırtlarına inşa ettiği bu yapının; İstanbul''un "bir dünya kenti" maskesi altında Türkiye ile dokusal bağlarının zayıflatılması ve İstanbul''un Hong Kong''laştırılması projesinde önemli ve sembolik bir adım olduğunu tahlil ediyormuş. ..... Özür dileyerek "ne güzel" desem, soyu bozuk, hain kategorisine girer miyim? Veya hafifletici sebebler dikkate alındığında gafil sayılır mıyım? Geçen gün pedagoglar, çocuklara dokuz yaşına kadar masal anlatmayın demişti. O yaşa kadar soyut kavramları tahayyül edemiyorlarmış. Benim de zeka yaşım böyle derin ve imali analizleri anlamakta zorlanıyor. Birisi bana, irfanı hür, vicdanı hür olarak yaşadığım bu ülkede bu ihtimallerin gerçekleşmesi halinde neleri kaybedeceğimi somut olarak sıralayabilir mi? Ne için ah-vah çekeceğimi bilmeliyim. Eğer yüreğim sızlayacaksa gerekçelerim elimin altında hazır olmalı. ..... Cyrus Hamlin''in bir diğer özelliği ise Osmanlı topraklarına bir misyoner olarak gelmesi ve misyonerlik faaliyetleri Müslümanların Hıristiyan olmasından çok; İstanbul üzerindeki Ortodoks ve Katolik etkisini azaltıp; Protestanlık lehine bozmak ve özellikle Ermenilerin Protestanlığa dönüşünü hızlandırarak; ABD kontrolünde bir Ermeni milliyetçiliği tesis etmekmiş. Ama başarılı olamamış. Belki biz yüksek siyasetimizle benzeri projeler üzerinde çalışıyoruzdur.
Dile benden ne dilersen
Türkiye nüfusunun aklı başında her ferdine, masallardaki gibi sorulsa.. yani şişeden bir cin çıkıp, "Dile benden ne dilersen" dese, "ne istersin "diye sorulsa.. verilen cevaplar alt alta yazılsa.. İnsanların ekseriyeti ne ister? Cevaptan çok farkı merak ediyorum. Aynı soru Macaristan''da sorulsa.. Irak''ta sorulsa.. Almanya''da, Rusya''da, Amerika''da, Çin''de, Hindistan''da.. Örtüşen cevaplar olur mu? Yahut Amerikalıların verdiği cevaplarla Almanlarınki birbirine benzer mi? Kimler Türkiye''dekilerle aynı şeyi ister.. İstekler hep zannedildiği gibi aş, iş para mı olur? ..... Balık mı istiyoruz olta mı?

