Kaydet
a- | +A

Gezi parkındaki ağaçlardan özür dilerim. Oraya toplanan binlerce insandan özür dilerim. Onlarla çatışan polisten özür dilerim.

Türkiye'deki binlerce makam araçlarından (1600 cc üzeri),  özür dilerim.
İktidarıyla muhalefetiyle sair siyasetçilerden ve bürokrasiden ve hasseten güvenlik bürokrasisinden özür dilerim.
Müsteşarlardan özür dilerim.
Stüdyoda Osmanlıcı, meydanda cumhuriyetçi olan sanatçı taifesinden özür dilerim.
İç ve dış mihraklardan, provokatörlerden özür dilerim.
Hülasa memleketin her tarafında gaza maruz kalan ve kalmayan gazetecilerden özür dilerim.
Dilerim
Dilersiniz
Dilerler..
Neyi değiştirir ki?
....
Özür faslı açıldığına göre soralım kendimize..
Devlet denilen mekanizmanın işler bu noktaya gelmeden muhakemesini yapıp tedbirini alması konusunda son elli yılın tecrübesine sahip bir millet değil miydik?
Darbeler, toplumsal çatışmlalar, yağmaların ardından binlerce kitap yazan, filimler, belgeseller üreten bir medyamız yok muydu?
Bu işleri şiddetin doruğunda mahkemelerde cezaevlerinde tefekkür ederken harcanan nesillerimiz yalan mıydı?
Öyle biliyorduk.
Şerbetlenmiştik.
Öğrenmiştik.
Öğrendiğimizi zannetmiştik.
O halde ne oluyor?
Nedir bu olanlar?
Gezi parkında birkaç ağaçla başlayan bu olaylar ülke geneline yayılıyor.
Geride kalan tahribat şaşırtıcı büyüklüklere ulaşıyor.
Yine o laf dolaşmaya başlıyor
İç dış mihraklar, bağlantılar güçler şunlar bunlar
Devlet denilen mekanizmanın devasa gücüne rağmen bu olayları önceden önlemesi, anlaması kavraması ve tedbirini alması noktasında "arpa boyu" mesafesinde miyiz?
Özürün merkezi galiba burada. Belki de ötede.. Ayar çeken merkezlerde.

ÖNE ÇIKANLAR