Kaydet
a- | +A

Beyefendiler, Hanımefendiler.. Nasılsınız? .... Televizyonlarda görmüşsünüzdür. Tatbikatlar yapılır. Bazan deniz tatbikatı, bazan kara tatbikatı. Tatbikatlarda birlikler ikiye ayrılır. Bir tarafta mavi dost kuvvetler olur, öbür tarafta kırmızı düşman kuvvetler. Tatbikat her zaman ve mutlaka mavi dost kuvvetlerin kırmızı düşman kuvvetleri imhasıyla biter. Hiçbir tatbikatta mavi kuvvetlerle kırmızı kuvvetler berabere kalmaz. Kırmızılar her zaman yenilmeye mahkumdur. Yangın söndürme tatbikatı olur, yangın kazasız belasız söndürülür. Deprem tatbikatı olur, enkaz altında kalanlar burnu kanamadan bir saatte çıkarılır. .... Eskiden Türkiyede yapılan filmleri denetleyen kurullar vardı. Bu kurulların kuralları vardı. Filmde polisin rüşvet aldığı ima edilemezdi. Katillerin filmin sonunda yakalanması ve yüce adalete teslim edilmesi şarttı. Savaşlı mavaşlı filmlerde Türk tarafında savaşanların dürüst, kahraman, canını feda eden insanlar olarak gösterilmesi gerekirdi. Kanı bozuk tiplemeler yapılamazdı. Kötüler, namertler, sütü bozuklar hep düşman olur, dostlar hep galip gelirdi. ... Sıkılanlar için fakir oğlan zengin kız hikayeleri vardı. Kız babası mendebur, oğlanın ailesi iyilik sembolü. Filmin sonunda zengin kızın gaddar babası pes eder, fakir zengin olur, kazandığı parayı mahalleliye dağıtır, yufka yürekli Türk anneleri, anneanneleri, babaanneleri sevinç gözyaşları içinde evlerine dönerdi. Evde gerçek hayat vardı. Hayat denetleme kurullarından geçen Türk filmlerinden ibaret olsaydı ekran karşısında keyifli bir hayat sürerdik. Ömür bitti bizim yalanlarımız bitmedi.

Biliyorum, inanmayacaksınız Yıl 930. İsmet İnönü Başbakan Mecliste bir teklif atılıyor ortaya: Ankara''ya deniz getirelim Sonra başlıyor bir patırtı.. İskele Ulus''a mı yoksa Kızılay''a mı kurulsun. Basın da katılıyor tartışmaya..Hatta bir gazete okkalı bir başyazı döşeniyor: "İskele Ulus''a kurulmalıdır."

ÖNE ÇIKANLAR