Psikoterapist Jülide Sevim, bugünkü hayatımızı anlatmış:
"Tıpkı kalabalık bir asansördeymişçesine, birbirimize değmeden yaşıyoruz. Her birimiz kapıya doğru dönmüş, ellerini ya önünde birleştirmiş ya da iki yana sıkıca yapıştırmış, kimseye dokunmamaya ve dokunulmamaya çalışarak. Kat ışıklarını takip eder gibi, tek bir yöne bakarak ve her türlü iletişimin önüne baştan geçerek. Yalnız kaldığımız nadir anlarda aceleyle asansörün aynasında kendimize bakar gibi, arada bir içimizi yoklayarak ve her seferinde kendimizde bir şeyi beğenmeyerek, yalnızlık duygusu daha bir artarak. Ara sıra duyduğum tipik asansör müziğini, sokaklarda yürürken de duyuyorum sanki: ''Yalnızsın, ama korkma, kalabalığın arasındasın. Meraklanma, herkes senin kadar yalnız. Endişelenme de, kimse dokunmayacak sana. Diğerleri de senin kadar korkak. Hiç kimsede de; ''Ben geldim. Beni dinler misin? Tanımaya çalışır mısın?'' diyecek cesaret yok. Aman sakın, gözlerini yana kaydırma. Dümdüz, duygusuz bir ifadeyle sabitle bakışlarını. Asansör durunca da hızla hareket edip, ayrıl asansörden, veyahut yoldaysan, sert, kararlı adımlarla yürü yolunda, nereye gideceksen. Sanki çok önemli bir işin varmış, kime, nereye gideceğini biliyormuşsun gibi.'' (...) Korkmayın yanlış insanlara rastlamaktan veya incitilmekten. Doğrusu benim de ödüm patlıyor sizler gibi. Yine de denemek, inanmak istiyorum, çünkü çok basit bir matematik hesabım var benim. Terapiye başvuran herkes; ''yalnızlıktan, iletişimsizlikten ve anlaşılamamaktan'' şikayetçi değil mi? Evet! İçerideki her başvuruya karşılık, dışarıda yüzlerce insan aynı şikayetlerden yakınmıyor mu?"
MAKBUZ ALINCA BOYUNUZ MU UZAYACAK? Pasaport yenilemek için ilgili daireye giden vatandaş, istenen 16 milyon dosya parasını verip makbuzunu beklerken 15 milyonun bağış, 600 bin lirasının da dosya parası olduğunu görmüş. - Ne yapalım, sağlık olsun, makbuzlarımı verin, demiş. Memur, "Makbuzları veremeyiz, onlar dosyanla birlikte kaymakama gidecek" demiş. Vatandaş biraz asılınca memur, "Tamam dert etme, makbuzlarını pasaportunu almaya gelince veririz" deyip, sıradakine dönmüş. Böyle müşkülpesent vatandaşlar her yerde sıkıntıya sebep oluyor. - Yahu kardeşim, sen gönül rızanla bağışını yap, gerisini dert etme.. Makbuz isteyip ne yapacaksın, ne işine yarayacak. Eğer bağışta bulunmaya niyetin yoksa, "Ben bağış yapamayacağım, lütfen 600 bin lira alın" de.. Seni zorlayan mı var, adı üstünde bağış. Adamlar işini gücünü bırakıp senin keyfin için (pasaport yenilemek bir keyiftir) mesai yapıyor. Sen de mırın kırın etmeden 15 milyonu ver, işine bak.

