Büyüksün be devletim.. Nihayet bütün dünyanın çare aradığı bir problemi iki satırlık kanun taslağı ile çözdün.
Yeni RTÜK kanun tasarısına eklenen bir madde ile internetteki web sayfaları da basın kanununa tabi kılınıyormuş.
Buna göre bir büyük Türk web sayfası açmak istediği zaman muhtardan ikametgah alacak.
Valiliğe ya da kaymakamlığa müracaat edip izin alacak.
Hazırladığı sayfanın hergün iki örneğini cumhuriyet savcılığına geçecek.
Bundan sonra zıpırlar sanal ortamda cirit atamayacak.
Zapt-u rapt altına alınacak.
Peki Türkler "tr" li hizmet sağlayıcıları bırakıp Amerika, Almanya üzerinden bu işi yaparlarsa ne olacak?
Elbette vatanını, milletini seven bir Türk bu işe de bir çözüm bulur.
Var mı öyle yeni dünya düzeni, yeni teknoloji ayağına ipsiz sapsız işler yapmak.
Bize sormadan yapmak.
Bizden izin almadan yapmak.
Bizim kontrolümüz dışında yapmak.
Bizim heybetimize, azametimize halel getirmek.
..........
Yağmur duasına çıkanlar gibi
30 milyon, 40 milyon duaya çıkmalıyız.
"Yarabbi, bu adamlara
basiret ihsan eyle..
Görmek nasib eyle.."
.....
İki milyon insan hergün savcılara
iki örnek gönderecek.. Onlar da inceleyip suç unsuru olup olmadığına bakacak.
Sıkışırlarsa amatör siteleri bu işten muaf tutacaklar, "biz haber siteleri için o kararı almıştık" diyecekler.
....
Ankara ilginç bir yer..
Oraya gidenin, orada toplananın, orada karar alanın bakış açısı bile bir gecede değişiyor.
İstanbul
işadamı olan, akıllı işler yapan biri Ankara''ya gittiği zaman başka bir kişiliğe bürünüyor.
Havasından mıdır, suyundan mıdır bilmiyorum..Akıl almaz teklifler yapıyor.. Akıl almaz kararların altını imzalıyor.
Ankara''da aldıkları kararları
gelip bir de İstanbul''da ya da bir başka şehirde düşünseler daha farklı çözümler çıkabilir belki.

