Danalar girmiş bostana.. Kov bostancı danayı. Yemesin lahanayı.. ..... Bir defa sorulmaz ya. Bir kere daha soruyorum: Abi işler nasıl? Nedir bu YÖK işi, hükümet ne yapıyor, niye yapıyor..Öbürleri niye karşı çıkıyor? Efendim tane tane anlatır mısınız.? ..... Ülkenin gerilmesi de güzel birşey. Ülkeyi germek için iki taraf lazım. İpin bir ucu bir yere bağlı olmadan, tek taraflı çekince gerilir mi? Çocukken okul pikniğinde size de oynatmışlardır. Halatın bir ucuna bir grubu, öbür ucuna diğer grubu geçirir, hadi asılın, derler..Çevredeki eyyamcılar da tempo tutar En güzeli nedir? Bir grubun diğerini sürüklemesi değil, öbür taraf var gücüyle asılırken "pat" diye ipin ucunu bırakmaktır. O zaman öbür taraftakiler pıtır pıtır mabatlarının üstüne düşer.(bkz: mabat, diyerek zarafetimi, asaletimi de göstermiş oluyorum, öbür kelimeler benim şanıma yakışmaz) Gerginlikten sonra keyf veren budur. İpin ucuna asılanları sürüklemek değil. Seyredin.. Efendim cari açık, efendim ödemeler dengesi, efendim FED''in muhtemel kararı, efendim potinimin boyası, efendim aslında benim külahım, efendim 80 yıllık cumhuriyetimizin.. Efendim demokratik, laik, sosyal.. Efendim ben yoruldum, siz buyurun.
Buna da şükür Bazen insanın iç borca, dış borca, bütçe açığına şükredesi geliyor. Bugünkü yapımızla kendi yağıyla kavrulan bir ülke olsaydık bizi hergün musluğun başına susuz götürür, su içmeden getirirlerdi. Şimdi hiç olmazsa, krizdi, açıktı, döviz arttıydı, azaldıydı ekonomimiz uluslararası sisteme entegreydi muhabbetiyle demokrasicilik oynamak zorunda kalıyoruz. O hep kızdığımız birileri işlerimize burnunu sokuyor. Onların burunlarının açtıkları delikler nefes almamıza yarıyor.

