Yarınla ilgili tahmin yürütebilmek için kaç kişinin ağzına bakmamız gerekiyor? Birlikte sayalım: Cumhurbaşkanının ne dediği önemli, ama yetmez. Başbakan da birşeyler söyleyebilir, o da yetmez. Anayasa Mahkemesi var, Danıştay''ı var..Muhalefeti var..Parlamentosu var..Parlamentoyu hükümetle tek ağız saysak bile yarın farklı birşey söylemek isteyebilir..Onun için o da ayrı bir kalem. Eskiden olsa, koalisyon ortakları ne diyor, onlara da bakmak lazım, der listeye üç isim daha yazardık.. Şimdi sayı azalmış gibi görünüyor ama liste burada bitmiyor. Bir de bizim duymadığımız ama hissettiğimiz sesler var.. Onlar ne diyor..Onların ne dediği nasıl anlaşılır? .... Paşa, maiyetiyle bir karargaha gitmiş. Görevli er, yaklaşık 20 kişiye tek tek "Kahvenizi nasıl istersiniz?" diye sormuş. Kimi şekerli demiş, kimi orta, kimi az şekerli..Her birine peki efendim diyerek listeyi tamamlamış. Sonra da kahveleri getirmiş. Heyetteki biri, er''in hafızasına, not almadan bu kadar isteği akılda tutmasına şaşırmış. Servisten sonra, "Evladım, tebrik ederim..Bu kadar isteği nasıl aklında tutuyorsun?" diye sormuş. Er de; -Ne akılda tutması, paşam şekerli içiyor, gerisini boşver, demiş. .... Biz aynı hesabı yapamıyoruz. Tek tek tek listedeki herkesin ne diyeceğine, ne diyebileceğine bakmak zorundayız. AB''n mi var, derdin var..Şimdi sadece içerdekiler değil, dışardakilerin de ne diyeceği önemli. Dün de önemliydi ama günlük hayatımızı bugünkü kadar etkilemiyordu.
Biraz beklemek Profesör Acar Baltaş, "hazzı" erteleyebilmenin önemini anlatırken Stanford Üniversitesi''nde yapılan bir araştırmayı örnek veriyor: Dört yaşındaki çocuklara lokum benzeri bir tatlı verilmiş. İsterlerse bunu hemen yiyebilecekleri, ancak bir süre beklerlerse gelecek olan kişinin kendilerine bu tatlılardan iki tane daha vereceği söylenmiş. Tatlısını hemen yiyen çocuklarla bekleyen çocuklar 14 yıl sonra tekrar izlendiğinde ortaya önemli farklılıklar çıkmış. Bekleyen çocukların üniversite imtihanları aşamasında duygusal açından çok daha dengeli ve tutarlı oldukları, stresli durumlarla daha iyi başa çıktıkları, arkadaşları arasında daha çok ilgi gören ve aranan gençler oldukları iç motivasyonlarının daha yüksek olduğu ve daha çok amaca yönelik davranışlar gösterdikleri tespit edilmiş. Daha enteresanı en yüksek puanın 1600 olduğu imtihanlarda beklemeden yiyenlere kıyasla 210 puanlık bir üstünlük sağlamaları olmuş. Baltaş, fevriliğin öğrenme ve akademik başarıyı böylesine büyük ölçülerde etkilemesinin sebebini şöyle izah ediyor: "Duygusal ajitasyonun beynin bir noktada odaklanmasına engel olması ve dikkatin dağılmasına yolaçıyor. Daha açık bir şekilde söylemek gerekirse, stresli durumlar insanları adeta aptallaştırmakta ve kişi sahip olduğu yetkinlikleri hayata geçirmekte başarısız olmaktadır. Duyguları kontrol edebilmek başarı konusunda belirleyicidir.

