Diyorlar ki, son olay beş milyar doların dışarı çıkmasına sebep oldu. Başbakan bir toplantıda kapıyı çekip çıkıyor, maliyeti beş milyar dolar.
Bir banka batıyor, maliyeti bir milyar dolar.
Bu hesapla 30 saniyede beş banka batırmış gibi oluyorsunuz.
Kapıyı açıp çıkmak dakika bile sürmez.
Hesabın devamı var:
İş beş milyarın dışarı çıkmasıyla bitmiyor ondan sonra başlıyor:
Borçlanacaksınız, beklediğiniz faiz oranı yüzde 65.. Bu sıkıntıdan sonra ise yüzde 115.
İki katı.. Bu ne demektir?
Dün dört katrilyonu
2.5 katrilyon lira faizle bulabilecektiniz, bugün 4.5 katrilyon lira faiz vererek bulabileceksiniz.
Bu da ikinci zarar.
Tedirginlik kredi faizlerine akseder bu da üçüncü zarar.
Ümitler kırılır bu da dördüncü zarar.
Peki çare ne?
Üzmeyelim, üzülmeyelim, kavga etmeyelim.. Etsek de dışarı
sızdırmayalım değil.
Bazan inceldiği yerden kopsun demek de çare olur.
İstikrarı kutsallaştırırsanız bu sefer bütün suiistimaller istikrar kılıfına gizlenir.
Bu işleri çözmeye niyetli olan Telekom işini çözer. Bir tane bile talip çıkmadı.
Kim yüzde 35''i için para yatırır.. Söz hakkı vereceksiniz.. Bunun da yolu
yüzde 51''ini satmak.
14 senedir Telekom''u ne yapacaklarına karar veremeyenlerin başka bir konuda konuşması bana sorarsanız ayıptır.
Kamu bankalarını halledemediler.
Hâlâ özelleştirmemek için direniyorlar.. (Özerkleştirme gibi uyduruk bir yol buldular)
Bu yol 20 milyar dolar zararı önlemiyor.
Cumhurbaşkanının kamu bankalarını denetletmesinden niye gocunuluyor.
Nereye ne vermişler, ne zaman vermişler, neyin karşılığında vermişler, ne kadarını geri almışlar biz de bilelim.
.....
Bana kalırsa "Bak istikrar bozulur" tehditlerine çok da aldırmamak lazım.
Telekom''lu, Teaş''lı, kamu bankalı, devlet hastaneli, 3 milyon memurlu istikrardan kimseye hayır gelmez.

