Aksaray'ın Ortaköy'ünde Yerep lakaplı bir sahtekâr yaşarmış. Ama sevimli bir sahtekârmış.
Günün birinde hacca gitmeye niyet etmiş..
Demişler, herkesle helalleşmen lazım.
Herkesle helalleşmiş, kasabanın Fadime Anası;
"Ben ona hakkımı helal etmem" demiş; "bana dimi (şal) almak için para istedi, ne parayı getirdi ne şalı"
Kasabalılar Fadime Anayı ikna etmek için demişler ki, hesabını öbür dünyaya bırakırsan, Yerep orada hesap görmek için yakana yapışır, senin cennete gitmen gecikir..Takılır kalırsın orada.. Helal et, rahat et.
Kadıncağız inanmış, gelsin helalleşelim, demiş.
Bu sefer Yerep "ben helalleşmem" diye tutturmuş.
Kadıncağız ayağına gitmiş.
Yerep yine helalleşmemiş.
Kadıncağız yalvarmaya başlamış.
Yerep de bu iş öyle bedava olmaz Fadime Ana demiş; bana 100 lira vereceksin.
Fadime ana 100 lira verip helallik isteyince Yerep;
"Döne döne helal olsun Fadime Ana" demiş.
....
Baykal'ın işi biraz Yerep'in işine döndü.
Medyaya yansıyan havaya bakılırsa dönmek için herkesin özür dilemesini bekliyor.
Millet özür dileyecek.
Medya özür dileyecek.
Siyasiler özür dileyecek.
O da eğer lütfederse özrümüzü kabul edip saltanat koltuğuna tekrar oturacak.
Bizi yetim ve başsız bırakmayacak.
Delegelerin, "ne olur dön" demesi yetmiyor.
Herkes sıraya girip özür dileyecek. Biz ettik, bilmeden ettik, bir halt yedik, affet bizi diyecek.
Gelecektin neden gittin, demek bile ayıp sayılıyor.
Bu iş her neyse, ucu içeride olsa hepimizi özür kuyruğuna sokarlar.
Ucu dışarıdaysa biraz zor.
Tutmaz bu numara.

