Kaydet
a- | +A

Banka aynı banka, kadro aynı kadro.. Değişen adı ile sahibi. Elin gâvuru geliyor, Türkiye''deki bir bankayı satın alıyor, adını değiştiriyor ve işe koyuluyor. İyi mi oldu, kötü mü oldu, niye oldu, kısmı uzun hikaye. Beni şaşırtan tarafı başka: Bu bankanın sahip ve isim değiştirmesiyle birlikte personelin tavrı da değişti. Eski müşterilerinin ağzı kulaklarında. Sanki orada çalışanlar gitmiş, yerine başkaları gelmiş. Bu işi nasıl başarıyorlar anlayamıyorum.. Bizimkilerin niye yapamadığını da. ..... Dün bir baba, 18 yaşına giren oğlunu yanına alıp yola çıkıyor. Programları şu: Çocuk ehliyet alacak, birçok işlemi kendisi halletmiş, birlikte yapacakları iş sabıka kaydı almak..Bir de hesap açtırıp kredi kartı talebinde bulunmak. Önce bağlı bulundukları ilçenin adliyesine gidiyorlar. Sokak arasında, merdiven altı gibi bir yer.. Her taraf perişanlık. Müracaat etmek dert, 1.5 milyon lira bağışta bulunmak dert... Muhatap bulmak dert. Oradan çıkıp bir Türk bankasına gidiyorlar. Görevlinin form verip "doldurun, gelin"den öte bir yardımı olmuyor. Çıkıp yabancı bankaya uğruyorlar. Temsilci karşılarında.. Ağzından bal damlıyor. Önce 18 yaşına giren delikanlıyı tebrik ediyor, sonra yapılması gerekenleri anlatıyor, sonra, "vergi numarası gerekiyor, sizin adınıza biz alırız, dert etmeyin" diyor. Çocuk mest oluyor. Babanın da hoşuna gidiyor ama, "vergi numarası alma işini birlikte yaparsak, oğlum bu güzel ülkemizin vergi dairelerini de görmüş olur" diyor. Vergi dairesine gidiyorlar. Orası biraz daha uzun hikaye, atlayarak şunu söylüyorum: 18 yaşına giren Türk genci aynı günde dört ayrı kurumla tanışıyor: Türk adliyesi, yerli bir banka, yabancı bir banka ve Türk vergi dairesi. Bu genci teselli etmek için büyüklerimizin bir tavsiyesi var mı?

ALDIĞINI YAZ, SATTIĞINI YAZ Vergi mükellefine, "aldığını yaz, sattığını yaz.. Aradaki farkın yüzde onunu getir bana ver" desek bugünkünden daha az mı yoksa daha çok mu vergi toplarız? Ben daha çok toplanacağını

iddia ediyorum. Orta halli bir şirketin bile muhasebe bölümüne gittiğiniz üst üste yığılan dosyalar insanın gözünü korkutuyor. Hangisi incelenir, kim inceler, nasıl inceler.. Çetrefilden öte birşey. Bu mevzuatla hangi mükellefin gırtlığını sıksanız batar. Adam soluklanmak için bir çıkış yolu bulmak zorunda... Biraz resmi, biraz gayri resmi, biraz evrak oyunu, kendine göre makul bir rakamı esas alıp vergisini vermek zorunda kalıyor. Ama bu işi basitleştirirseniz insanların yüzde doksanı gönüllü olarak her işini resmiyete intikal

ettirecektir. Ettirmeyenlere ise acımasız müeyyide uygulama hakkı doğacaktır. Kaldı ki bu kadar yıldır bu insanları iğne deliğinden geçmeye mahktum ettik de elimize ne geçti. Birşey daha var.. Bu ülkenin toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı yüzde 70''e ulaşmış. Yani böyle bir uygulamaya geçsek bile artar mı azalır mı diye dert edeceğimiz kısım yüzde 30.

ÖNE ÇIKANLAR