Ahmet abi, sana uzun zaman yazamadım, kusura bakma. Kendi tuttuğumuz eve taşınalı yirmi gün oldu. Yerleşmeye çalışıyoruz. Hukuki işlemler vardı, onlarla uğraştık Kütüphaneye de gidemedim, eve biraz uzak, internete oradan girebiliyorum. Ailece iyiyiz çocuklar okula biz de kursa gidiyoruz. Çocuklar Türkiye''de gidecekleri sınıflardan başladılar. Dil ağırlıklı derslere giriyorlar. Burası bize göre farklılıkları çok olan bir ülke. ABD''den de farklı. Pek çok hizmet bizzat devlet tarafından veriliyor ama yüksek standartlarda. Hastane, okul devlet eliyle yürüyor. Kaldığımız kasaba Bufalo ile sınır, aradan Niagara nehri geçiyor. Karşı yaka Amerika. Burası da zaten Amerika''nın bir eyaleti gibi. Her tarafta ABD bayrakları. Sistem oturmuş, saat gibi çalışıyor. Randevusuz hiçbir işe başlayamıyorsun.
Yardım kuruluşları, sivil kuruluşlar çok yaygın çok farklı. Kiliseler organize bir şekilde çalışıyor. Gazetelerin çoğu bedava dağıtılıyor. Paralıları da otomatlardan alıyorsun. Küçük dükkan ve pazar yeri gibi yerler yok. Büyük alış veriş yerleri yaygın. İkinci el otolar ucuz. 300, 1000, 2500 dolar gibi. Ben de 300 dolara bir Ford aldım. Arabayı sigorta etmiyorlar, sürücü sigorta oluyor o da biraz pahalı. Ayda 150-300 dolar arasında. Türkiye''nin ehliyetini tanımıyorlar. İmtihana gireceğim sonra da sigorta yaptıracağım, kullanma hakkı doğacak. Amerika öksürse bunlar nezle oluyor. Oraya yönelik bir muhabbet var. Karşılıklı gidiş geliş pasaport gerektirmiyor. Biz henüz böyle bir hakka sahip değiliz. Daha sonra yine yazarım. Hulusi ... İki ay önce Kanada''ya göçmen olarak giden işsiz bir Türk''ün mektubu. İki yıl (onlar buna intibak süresi diyor) kursa katılmak şartıyla aile belli bir maaşa bağlanmış. Çocuklar için de ayrıca bir ödeme yapılıyormuş. Bu durumdaki vatandaşlarımıza resmi bakışın ne olduğunu bilmiyoruz ama milyonlarca insanın -en azından- bu işin hayalini kurduğunu biliyoruz.
FENNİ MUAYENE Küçük şehirleri bilmem ama bu iş büyük şehirlerde biraz da namuslu takılanlar için asgari bir tam günlük mesaidir.
Bu uygulama aynı zamanda kamu kurumlarının mantığını anlatmak için güzel bir örnektir. Zaten muayene ruhsata mühür basmaktan ibarettir.
Eğer vaktiniz kıymetli ise bir miktar para ile birlikte ruhsatı birisi ile gönderip mühürletmek de yaygın bir yoldur. Birileri bu yolu seslendirdiği zaman hemen teftişler, soruşturmalar yapılır, onun ceremesini de vatandaş çeker. "Abi bugünlerde kontroller sıkı bu iş 50 kağıda olmaz" derler. Bir aklı evvel çıkıp biraz daha sıkarsa ruhsat acele posta servisi ile bir başka şehre gönderilip orada mühürletilir. Ama hiç kimse, "Şu işten servisleri sorumlu tutalım. Herkes iki senede bir aracını servisine hem de namuslu bir şekilde muayene ettirsin, kaşesini bastırsın, eğer bir suiistimal varsa servisin yakasına yapışalım" demez. Çünkü insanlara eziyet etmeden iş yapmak bizim şanımıza yakışmaz. Eziyet ve mühür Türklüğün şanındandır!

