İçime dert olan şeyi nasıl unuturum. 30 Ağustos''ta Kapıkule ve İpsala kapılarında kilometrelerce kuyruk oluşmuştu. 17 saat öbür tarafa geçmek için bekleyen insanlar vardı. Kimi öfkeden bir daha gelirsem namerdim, diyordu.. Kimi de bize -bu ülkede yaşayanlara- ne haliniz varsa görün, daha beterine müstehaksınız anlamına gelecek şeyler söylüyordu. Resmi açıklama "Problem karşı taraftan kaynaklanıyor" şeklindeydi ama sonradan anlaşılan şuydu: O gün resmi tatildi, kapı görevlilerinin bir kısmı ense yapıyordu. -Efendim tatil sezonunda, yurt dışında yaşayan Türklerin dönüşünde ve girişinde kuyruk oluşması normalmiş. Nesi normal. Madem o ayda yoğunluk oluyor.. Tedbirini önceden al.. Önce kafanı sonra mevzuatını biraz basitleştir. İpsala''dan öbür tarafa geçen bir başka dünyaya adım atmış gibi oluyor. Her işlem arabada yapılıyor da senin kapında niye insanlar üç ayrı yere gönderiliyor, damga pulu aldırılıyor, evraklar imzalatılıyor, her gelene geçene eziyet ediliyor. Adam mı yetmiyor, temmuz ve ağustos ayları için yüzlerce geçici görevli istihdam et. Kapı mı yetmiyor, genişlet. Elinden hiçbir şey gelmiyor mu, bir buldozer getir yık kapıları!
SEÇİM SÜRPRİZİ İki büyüğümüz (ki biri Süleyman Babamız) bu seçimde sürpriz bekliyor.
Nasıl bir sonuç çıkınca, "Aaa, işte bu bizim için sürpriz oldu" diyeceğiz. Çok akıllı da olsak, anketleri maksatlı da görsek, sapma payı çok yüksek de olsa zaman zaman yayınlanan veya fısıldanan anketler zihnimizde bir şablon oluşturuyor. Ve bu şablonun dışına pek çıkamıyoruz. Misal: Anketlere dayanılarak filan partinin yüzde 4.5 oy alacağı öngörülüyor. Seçimde bu parti 4 veya 6 alırsa sürpriz olmaz. 11 alırsa sürprizdir. Veya yüzde 21 alacağı öngörülen bir parti 11 alırsa sürprizdir. Bu hesap sürpriz yapabilecek parti sayısını azaltıyor. Büyüklerin beklediği sürpriz ne olabilir?

