Neşe Düzel, Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Ayhan Kaya ile Fransa''daki olayları konuşmuş. Ayhan Kaya, Fransız İçişleri Bakanı Sarkozy''nin olaylar başladığı zaman kışkırtıcı bir dil kullanmasını şöyle izah etmiş: "Sarkozy, Macar kökenli bir göçmen. Macar gazetelerine göre, Macaristan''dan nefret eden, kökenini reddeden bir kişi. Bence onun barışçı olmayan şiddet yanlısı sert tutumu, aslında cumhuriyetin belli bir ölçüde dayattığı insan tipine uyma kaygısının bir sonucudur.
Çünkü cumhuriyetin dayattığı insan modeli, tamamıyla asimile olan, farklılığını unutan tiptir.
Türkiye''de de 1930''lardaki Türkleştirme sürecinde, siyasal ve toplumsal anlamda mobilize olabilmenin tek yolu, Türk olarak ortaya çıkmaktı. Bu durum yakın zamana kadar yaşandı. Devlet, Türkiye''nin çok kültürlü coğrafyasını AB sürecinde tanımaya başladı ve böylece biz farklılıklarımızı ifade eder hale geldik. Ama Fransa''da hâlâ bu yok. Türkiye, Fransa''dan daha iyi durumda." Yine aynı konuşmada, Türkiye''dekilerin zor anlayacağı bir tespit daha var.. Varoşlardaki Kuzey Afrikalılar''ın Müslümanlığı bir etiket, etnik kimlik olarak kullandıklarını, aslında Müslümanlıkla ilgilerinin olmadığını, ateist olduklarını söylüyor. Fakat beni, Sarkozy hakkındaki tespiti daha çok etkiledi. Bizde de Türkçülüğün geçmişteki ateşli savunucuları ya Kürt''tür, ya Musevi.. Çerkez bir hanımla evli olan arkadaşım daha ilginç bir şey söyledi.
"Sadece anne tarafı Çerkez olanlar, melez oldukları bilinenler asıl Çerkezler''den daha çok Çerkezcilik yapıyorlar. Sizden daha fazla sizdenim görüntüsü verme ihtiyacı duyuyorlar" dedi. Bunun da önemi şurada: Sarkozy''nin tavrını cumhuriyetin dayattığı insan tipine uyma kaygısı olarak açıklayan Kaya, bu tavra nasıl bir açıklama getirir? ..... Ayhan Kaya son söz olarak şöyle diyor: "Fransa, cumhuriyetini artık demokratikleştirmek zorunda." Belki bir sonraki aşamada benim fantezilerim revaç bulacak. Ben hep light bir diktatörlüğü daha cazip bulmuşumdur. Belki bu da bir komplekstir. Belki çocukluktan kalma bir arazdır. Biz çocukluğumuzda cumhuriyeti somutlaştırır, padişahımız efendimizin yerine koyar, ekmek ve aş dağıtanımız, koruyanımız, kollayanımız, kötülerin düşmanı, iyilerin hamisi, fabrika bacası, asfalt yol, kanalizasyon, Sümerbank potini, adalet dağıtan biri olarak görürdük. Bu kadar abartıdan sonra bir ucdan bir uca kaymak, fanteziler kurmak bugünkü aklımla çok da anormal gelmiyor bana.
> Şartlı refleks İvan Pavlov''un köpekleri, aralarında konuşuyormuş. Biri; - Yahu arkadaşlar bu şartlı refleks işine ne diyorsunuz, böyle bir şey olabilir mi gerçekten diye sormuş.. Öbürü; -Bence olur..Şartlı refleks olmasa bu adam her zil çaldığında bize et verir mi, demiş. ..... * Pavlov, köpeklerin tükürük bezlerini beyinlerine açılan bir pencere olarak gören, yaptığı binlerce deney sonucunda şartlı refleks ve şartsız refleks kavramlarını oluşturan adam. Fakat fıkrası teorisinden sempatik.

