Düne kadar her emekli olan Genelkurmay Başkanına Devlet Şeref Madalyası verilmiş. Normal şartlarda madalya alınca haber olur, Başbuğ Paşa alamayınca haber oluyor.
Gariplik burada..madalya vermek yahut almak rutin bir iş..Vermemek yahut alamamak olağanüstü..
Madalya ve nişanlarla ilgili kanunu açın okuyun..
Devlet Şeref Madalyası, Bakanlar Kurulunun teklifi, Cumhurbaşkanının tevcihi ile Türkiye Cumhuriyetinin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için yurt içinde veya yurt dışında üstün feragat, fedakârlık, başarı ve yararlık gösteren Türk ve yabancı uyruklu kişilere verilir.
Feragat, fedakârlık, başarı ve yararlılık gösteren sivil bürokrat yok mu?
İş adamı, ilim adamı yok mu?
On tane bürokratınız emekli olur, biri diğerlerinden farklıdır, ona madalya verip farkını fark ettirirsiniz..
Her emekli olana verirseniz ne anlamı kalır?
Eğer her emekli olan asker başarılı ise o zaman başarının kriterlerinden vazgeçip şu soruyu sormak lazım: Neden siviller askerler kadar başarılı olamıyor.
Yahut neden sadece Genelkurmay Başkanları başarılı oluyor..Kuvvet komutanlığından, ordu komutanlığından emekli olanlar madalya alamıyor?
....
Bu işleri mukayeseli olarak konuşup tartışmak lazım.
Cevap bulmakta zorlandığımız her soruya bizim bölgemiz özel, şartlarımız mazeretinden başka cevaplar da bulmamız lazım.
İngiltere gibi bir ülkenin asker sayısı 100.000'den biraz fazla.
İngiliz ordusunun tamamı bizim sosyal tesislere, ordu evlerine, geri hizmetlere yetmiyor.
Alman ordusunda 29 tane general var.
Bizde 350'ye yakın..sayı bir eksilince haber oluyor.
Rusya, ordusunu ve general sayısını neredeyse yarı yarıya azalttı.
Ben eskiden ordunun dönüşmemek, yeni şartlara ayak uydurmamak için direndiğini zannediyordum.
Sonra fark ettim ki, direnç yok fakat dönüşemiyor.
Yapı 2. Cihan Harbi yıllarından kalmış..Bu yapıdan kurtulup karar mekanizmalarını azaltmak, dönüştürmek kolay iş değil..
60 sene ne yapıyorsunuz, diye soran dahi olmamış.
Eleştirilmemişler.
Eleştiriyi düşmanlık zannediyorlar.
Terfilerini kendileri yapmış.
Yanlış yapanlarını kendileri cezalandırmış.
İşleyiş kurallarını kendileri koymuş.
Mesainin büyük bir kısmı da dış tehditten çok iç tehdide ayrılmış.
Bölgenin ve dünyanın şartları değişmiş, zihinlere kazınan görev tanımı değişmemiş.
Şimdi görev yeniden tarif edilse bile eski kadroların iç huzuruyla yeni tarifi sindirmeleri kolay değil.
Eski köye yeni âdet misali zor iş.
Allah kolaylık versin..
Askerlik şubelerini lağvetmekle işe başlayıp, jandarmayı kaldırıp, asker sayısını yarıya düşürmek gibi bir teklif bu işe emek verenlere çılgınlık, iş bilmezlik, kasıt yoksa cahillik, delilik vs. geliyordur.
Daha üzerinde düşünmeye bile hazır olduklarını zannetmiyorum.

