Kaydet
a- | +A

Bugün emin olduğumuz bir şey var: Bu ülkede canlarının istediği herkesi dinlemiş ve kayıt altına almışlar.

Bu saatten sonra efendim bir kısmı yasaldı, demenin bir anlamı yok.
Kılıf

uydurup milyonlarca kişiyi dinlemişler demek de boş. Neden boş? Öyle

bir kılıfa ihtiyaçları yok. Dinlemişler deyince dün o işi yapmışlar ama

şu anda yapamıyorlar anlamı çıkmıyor. Geçen gün yayınlanan bir haber o

işi hâlâ yapabildiklerini gösteriyor. Bir televizyonun, "bende görüntü

var, işinize yarayabilir" diyen vatandaşa, "muhabirimiz sizinle bağlantı

kuracak" demesi dinlemeye takıldığı için muhabir kılığında o vatandaşla

irtibat kurmuşlar.

Bu işleri kim yapıyor sorusuna biz ne

cevap alıyoruz: Paralelciler. Peki ne yapmamız lazım, bir de

paralelcilere soralım, bakalım onlar ne diyor mu diyeceğiz?

Yapmadık,

diyorlar. Ama ne kanallarında ne de gazetelerinde bu işi kınadıklarına

dair bir işaret yok. Prensip olarak karşıyız, onun için bültenlerimizde

kayıtlarla ilgili yorumlara yer vermiyoruz, demiyorlar.

Hatta

ilk başlarda bu işlerin onlara mal edilmesi biraz hoşlarına da gitti.

"Biz o kadar güçlüyüz ki her tarafta elimiz kolumuz kulağımız var"

algısından mutlu oldular. İş sarpa sarınca tekrar STK moduna büründüler.

Sıradan bir akıl bile bu işlerin büyük devletlerin istihbarat

teşkilatlarının yardımı olmadan kotarılamayacağını hesap ediyor ama

bunlar kullanılmış olabileceklerine ihtimal vermiyorlar.

Paralelcilerle

bağlantılı bir otelde, iktidar partisi mensuplarından bazılarının

mahrem görüntülerini kaydetmişler. Üstelik bu görüntüler kamuoyunun

ayıplayacağı, yasak ilişki sayılan görüntüler değil. Bu insanları

aileleriyle kayıt altına almışlar.

Hatta nasıl pozisyon

alınacağı konusu tartışılırken tereddüt yaşayan mağdurlardan birinin

önüne bu görüntüler konulunca mırın kırını bırakıp safını belli etmiş.

Sızdırılma

ihtimali zayıf olan görüntüler. Böyle bir şey yapmaya yeltenseler,

millet hepsini tükürükle boğar. Sızdırılma ihtimali yok ama ikili

ilişkilerde ima edilmiş, şantaj malzemesi olarak kullanılmış.

Savaşın,

rekabetin, ihanetin bile raconu var. Paralelcilere maledilen işler

hiçbir kalıba oturmuyor. İğrenç kelimesi bile aciz kalıyor.

....
Hiçbir

kamu görevlisinin alnında "paralelci" yazmıyor. Eylem ve icraatlarına

bakarak muhakeme yoluyla bile bu sonucu çıkarabiliyoruz. Kriptolu

telefonların yazılımlarını kim yapmış? TÜBİTAK.. Kriptolu telefonlar

dahi dinlenmişse ne anlama geliyor? O kurumdaki ilgili birimden yardım

alındığı anlamına geliyor.

Her türlü rezilliği zorlama da olsa

tevil mümkün, TIR durdurmanın tevili mümkün değil. Daha hâlâ bu işi

yapan insanların kimler olduğunu, nasıl bir gerekçeyle bu işi

yaptıklarını kamuoyu öğrenemedi.

(Burada kabullenmekte

zorlanacağınız bir şey daha söylemek istiyorum. Ben bu yapının İsrail'le

bağlantılı olduğunu düşünmüyorum. İsrail'in H. Fidan'a husumet duyduğu

üfürüklerinin onu iç kamuoyuna sevdirme sahiplenilme faaliyeti olması

ihtimal dahilinde, sakıncası da yoktur.)

Paralelcilerin

akıbeti seçim sonucuna bağlı değil. İmaj yerle bir oldu. Artık bu isim

ve isimle bağlantılı teşekküller insanlara rezili, suistimali, şantajı,

tehdidi ve korkuyu hatırlatıyor.

Bu bataklıktan kurtulma ihtimali yoktur. Kurtulmak için çırpındıkça biraz daha batıyorlar.

ÖNE ÇIKANLAR