Evvel zaman içinde kralın biri soytarısını çağırtmış. Soytarı haberciye; -Gelmiyorum, demiş; gidin söyleyin başımı vurdursun da kurtulayım bu dertten. Kral kızmış.. -Derdest edip getirin o alçağı buraya demiş. Huzura getirmişler. Sormuş kral: -Sen ne cesaretle benim emrime karşı geliyorsun? Boynunu bükmüş soytarı: -Sormayın efendim, öyle bir derdim var ki boynumu vurdursanız da kurtulsam. Kral kellesinin gitmesine razı olacağı derdi ne olabilir ki diye düşünmüş. Sormuş: -Nedir derdin? -Oğlum efendim.. -Küçük bir çocuk mu dert ettiğin? -Çocuk deyip geçmeyin efendim. Bir görseniz anlarsınız ne istediğimi.. Çocuk getirilmiş..Avazı çıktığı kadar ağlıyormuş. Kral ne istiyorsun, söyle hemen getirsinler deyince ağlamayı kesmiş. -Pekmez isterim, demiş. Hemen bir kazan pekmez getirmişler.. Bir kaşık almış, yine başlamış ağlamaya. -Ee, şimdi ne istiyorsun, diye sormuş kral. -Tahin isterim, demiş. Bir kazan da tahin getirmişler. Bir kaşık almış yine ağlamaya başlamış.
Bu sefer ikisinin karıştırılmasını istemiş..Karışımından bir kaşık almış, yine avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamış.. Soytarı ,"Efendim ben söylemiştim" demiş, ama kral inat etmiş bir kere..Çocuk ne isterse yaptıracak. Yine sormuş ne istediğini..Çocuk yoğurt demiş. Bir kaşık aldıktan sonra ağlamasına devam edince hepsinin karıştırılmasını istemiş. Karıştırıp önüne koymuşlar..Bir kaşık alır almaz başlamış ağlamaya.. Kral bağırmış: -Yahu şimdi ne istiyorsun? Çocuk ağlamayı kesip cevap vermiş: -Şimdi hepsini ayırın.
Türkçemizi koruyalım Türkçemiz nasıl korunacak? "Türkçemizi koruyalım" güzel sloganının ''paramızın değerini koruyalım'', ''eski evlerimizi koruyalım'', ''tarihimize sahip çıkalım'', ''yeşili sevelim'', ''çimenlere basmayalım''dan farkı ne?
Apartmanların arasında ayakta kalmak için direnen ahşap köşkler gibi. Sağı solu çok katlı binalarla kapatılmış..Müteahhitler sabah akşam kapı aşındırıyor. Bizden de köşkümüzü korumamız isteniyor. Nereye kadar? Türkçemizi korumanın yolu bu değil ama.. Herşeye rağmen uydurma kelimelere direnilmesinden yanayım. Hiç olmazsa yangını söndürmek için ağzıyla su taşıyan karıncanın izinden gitmiş oluruz.

