Mehmet Yücel adını duyduğumda lise öğrencisiydim.
İsmi efsaneydi. Sadece profesör olduğunu bilirdik. Ne profesörü olduğunu bile bilmezdik.
Bizim yaştakiler en çok 7 yabancı dili konuşup yazmasına ilgi duyar, bu işin nasıl olduğunu merak ederdi.
Bir gün fırsatını bulup sordum. Sen de ilkinden başla gibi bir şey söyledi. Yolunu da gösterdi..
"Hangi lisanı öğrenmek istiyorsan onun lügatini al, kitap okur gibi baştan sona dikkatlice oku.. sonra gramerine göz gezdir.. Sonra konuşmaya ve yazmaya başla.."
Sözlüğü nasıl baştan sona okuyacağım?
"Mesela Fransızca öğreneceksen Fransızca-Türkçe bir sözlük alacaksın, A'dan başlayarak bütün kelimelerin Türkçe karşılıklarına bakacaksın.. Sözlüğü okumayı bitirdiğin zaman en az yarısı aklında kalmış olur. Sonra gramer kurallarına göz atarsın.. Kelime var, gramerde oldu mu geriye konuşmak ve yazmak kalır."
Bir iki gün badana boya işi ile uğraşacağım boya biter bitmez başlarım deyince..
"Bu iş boya yaparken çok iyi olur, bir eline fırçayı alırsın öbür eline lügati.. Boya bitinceye kadar lügat de biter" dedi.
Hani neredeyse taşınabilir bir diskten ana bilgisayara dosya aktarmak gibi bir şeyden söz ediyor.
Aradan 30 sene geçmiş.
...
8-10 senedir aynı sitede oturuyorduk. Karşılaşınca takılırdı: Yemek organizasyonları yaptığınızı duyuyorum.. Yeme konusunda yardıma ihtiyaç olursa hazırım, derdi.
Bu takılmalardan sonra bir akşam yemeğinde buluştuk.. Ve öğrendik ki Mehmet Abi, iş başa düşünce 5-6 kişinin zor yiyeceği yemekleri tek başına halledebiliyor.
Dedim abi, size rakip olacak birini tanıyorum..
Müsabakaya hazırım, dedi.. Önceden haberim olursa bir kuzu olabilir..
Ekonomik menüyle işe başlayıp durumu görsek daha iyi olur, dedim..
Odun kömüründe kızarmış on tavuk olur, dedi..
İki sene de, "müsabaka ne zaman" takılmalarıyla geçti...
2008'in nisanında Çakma Muzaffer Abi, tavuklar hazır, rakibi hazır, Mehmet Yücel Abi'yi al gel, dedi..
Gittik.. Mehmet Abi, bir tavuğun dörtte birini yedi yemedi.. Benim tamam, dedi.. Ben artık yemek yiyemiyorum.. Hasta olduğunu o gün duyduk.
Demek ki iki sene çekmiş..
...
Defin sırasında yüzünü görenler, iki sene acı çekmiş, ağır hastalık geçirmiş birisi gibi değildi.. Gülümser bir hâli vardı, diyor.
Allah rahmet eylesin.

