Tek parti iktidarını piyasalar sevmişe benziyor. Bunu anlamak da termometreye bakmak kadar kolay. Döviz, faiz, borsa üçgeni, piyasaların önyargıdan çok ümitli bir bekleyişe geçtiğini gösteriyor. Bakalım yeni hükümet sahneleri hafızamızda nasıl yer edecek? Daha düne kadar hükümet deyince, her liderler zirvesinden sonra, Başbakanlık binasındaki merdivenin altına oy sırasıyla dizilen üç genel başkanı hatırlıyorduk. Biri sessiz dengeydi. Öbürünün ayakta durması bile mutluluk veriyordu.
Bir de kurtarıcımız Derviş vardı. Bugün anlıyoruz ki, Derviş sevgisi de eskilere duyulan öfkeden kaynaklanıyormuş. ........ Ne kadar zaman sonra iki partili parlamentoyla tekrar karşılaştık. Seçmenlerin yüzde 70''i, 50 sonrasını hatırlamaz. Ne kadar süreceği bilinmese de bu da bir mutluluk. Misal: Meclis Başkanı seçmek on dakikalık iş olacak. En çok Osman Durmuş Bakanımızın eksikliğini çekeceğe benziyoruz. Rektöründen başhekimine kadar önüne geleni fırçalayan, "Devleti onore edin, beni kapıda karşılayın sevgili rektörüm" diyen bir bakanı unutmak kolay değil.. İnşalah bu açığı kapatacak birileri bulunur. .... Bu arada baraj altında kalan parti başkanlarından, "hadi eyvallah" deyip giden çıkmadı.
Hepsi kogreyi, partiyi teslim edecek birilerini bekliyor. Tabandan gelen yoğun talepler üzerine göreve devam etmek isterlerse.. Veya bir müddet kenarda kalıp tekrar gelmeyi denerlerse yapabileceğiniz bir şey var mı?
İZZETTİN BEYİN OYLARI Seçimden bir müddet evvel, İzzettin Doğan, "Partilerin tekliflerine açığız, bize getirecekleri tekliflere göre oyumuzu kullanacağız" dedi. Yaptığı hesaba göre yaklaşık 12 milyon civarında oydan sözediyordu. Üstelik her partiye de açık değillerdi. Yani bazı partiler ne teklif getirirse getirsin dikkate alınmayacaktı. Partilerden ses çıkmayınca ikinci bir açıklama ile CHP''ye sıcak bakmadıklarını, DSP''ye yöneleceklerini söylediler. Sonuçlar ortada..12 milyon oy nerede? Asla oy vermeyecekleri dışında kalanların toplamı bile bu kadar oy alamadı.

