Hassasiyetimiz, kırmızı kitabımız, kırmızı çizgilerimiz..Dönüp duruyoruz bunların çevresinde. Bir büyükelçiyi bakanlığa çağırmışsak ona ya hassasiyetimizi bildirmişizdir, ya da kaygılarımızı. Kaygılıyız.. Hassasız. Birisi bir yanlış yapmışsa ya kırmızı çizgiye basmıştır ya da kırmızı kitaptaki satırları unutur gibi olmuştur. Kırmızı çizgiye Amerika gibi müttefiklerimiz basarsa... Ülkenin ali menfaatleri için toplanılırsa mutlaka orada taraflar vardır..Hükümet tarafı .. Heyetlerarası görüşme gibi. Sanki yabancı bir ülkenin başbakanı gelmiş de bizim ülkenin başbakanı ile iki heyet karşılıklı görüşüyor..Üstelik ihtilaflı olduğumuz bir ülkenin heyeti gibi..Suratlar asık ve gergin.. Siz ne yapabilirsiniz, biz ne yapabiliriz. Vatandaşın hali sıkılmışlığı, bezmişliği, bıkmışlığı, nefreti bu yüce heyetin ilgi sahasına girmiyor. Onlar hükümet işidir. Bizim bu tabloya bir isim verme hakkımız bile yok. Boynumuzu büküp işimize bakacağız..Heyet kararları kutsaldır. Onlar dini konuları bile tartışıp karara bağlayabilir ama siz onların kararlarını konuşup tartışamazsınız.
Sıkıldık artık bile diyemezsiniz. Onlar hep kötüye gidiyoruz, der.
Memleket hep uçurumun kenarındadır. Ha düştü ha düşecek..Vatan hep karanlığa gömülmek üzeredir. Kararlar da aydınlığa çıkarma azim ve kararlılığındayız, şeklinde olur. Bu arada hırsızlık olur, yolsuzluk olur, verimsizlik olur, beceriksizlik olur, talan dolan olur..Milli gelir düşer, bir arpa boyu yol gidilemez..Mahkemeler tıkanır, hastaneler dökülür..Hiç önemli değildir. Önemli olan azimdir, kararlılıktır, hassasiyetimizdir.
MEKSİKA FIKRASI
Bir trafik polisi arabayı durdurur ve şoföre sorar; -Ehliyet, ruhsat - Peki der adam gösterir - Bagajı aç der - Çekme halatı? - Var - Acil yardım çantası? - Var - Kriko? - Var - Yedek lastik? - Var.. - Peeeki sağ sinyali yak? - Ok - Sis lambaları? - Ok - Bin arabaya der polis - Radyon çalışıyor mu? - Evet - Teyibin? - Evet - Oyun havası kasedin var mı? - Evet - Çal der - Peki der adam - Şimdiiiiiii ben oynuyorummmmmmm sen yapıştır paralarıııııııııııııı..
DEPREM
Türkiye''nin neresinde bir deprem olsa önce kamu binaları çöküyor. Bu azametli devlet, bu kadar yıldır sağlam bina yaptırma işini beceremiyorsa öbür işleri nasıl beceriyor?..Ölçülebilir, tartılabilir işlerde ele avuca gelir birşeyi yok..Ölçülemeyen işleri ise avcı hikayesi gibi..Ağalar geçen gün tetiğe bi asıldım ben diyeyim 150, siz deyin 200 tavşan yere serildi..

