Hapishanelerdeki tutuklu sayısı hükümlü sayısından fazla ise, bu ne anlama gelir? İçeridekilerin mahkemesi bitmemiş, suçlular mı, suçsuzlar mı belli değil. Mahkemelerin işi başından aşkın. En basit davanın bile sonuçlanması iki yıl, üç yıl, bazı hallerde beş yıl sürüyor. Delil toplayacak, soruşturma yapacak, matematik hesabıyla çalışılacak altyapı yok. Eski düzen tutabildiğini atarsın içeriye.. O arada yine eski düzen yazışmalar, raporlar, bilirkişiler, nüfus sureti istemeler, duruşmaların hep ileri tarihlere ertelenmesi.. Şahitlerin dinlenmesi derken yıllar geçer. Hapishaneler dolar taşar. Bu arada hep yenileri gelir. İsyanlar olur.. Pazarlık, görüşme, bastırma, af beklentisi.. ... Hüküm giyeni cezalandıramıyoruz. Suçlu ararken de züccaciye dükkanına giren fillerden beter oluyoruz.
Kaşarlananlara zaten içeri girmek, çıkmak, ceza olmuyor. Daha çok bileniyorlar. Olan masumlara oluyor.. Onlara da en büyük cezayı soruşturma safhasında veriyoruz. Adli tabibliğe gitme sahneleri.. Oradan savcılığa geçiş.. Oradan mahkemeye dönüş.. Polisler, muhabirler, kameramanlar.. Ve ekran showları.. Filmin sonunda birilerinin masum olması birşey ifade etmiyor, çünkü görüntüler düzeltilmiş haliyle tekrarlanmıyor. .... Hükümler ders kitaplarında kalıyor.. ... 40 yıl öncesinden kalma mevzuat.. 13 milyonluk Türkiye.. Yüzde 80''i köylü. O zamanlar köye dört jandarma gönderince iş bitiyordu. Mevzuat dert olmuyordu.. Şimdi 65 milyon nüfus.. Şehirler de, mahkemeler de ana baba günü.

