Yapıda yamukluk var. Bu yapı içinde kamu yöneticiliği yapanların yarıdan fazlasının iyi niyetli olması yetmiyor. Sanki herşey olmazlar üzerine kurulmuş. Nasıl olurun cevabı yok. Mevzuat hep niye olmaz üzerine kurulu. "15 kanun çıkmaz, bakın size niye çıkmadığını anlatayım"
"Telekom''un yüzde 51''i özelleştirilemez efendim niyesi şu" "Bakan bu kararı veremez" "RTÜK bu mevzuatla istese de ekran karartmazlık edemez, bakınız kuruluş kanunu diyor ki" Bu yapıyı küçülterek dünyanın en başarılı şirketine adapte etseniz o şirket altı ayda batar. Ülke niye batmıyor, insanlar faaliyetlerinin yarıya yakınını gayri resmi yürüttükleri için batmıyor. Buna özetle kayıtdışı ekonomi diyorlar ama kayıtdışı olan başka faaliyetler de var. Kayıtdışı faaliyet için haraç kesiliyor. Buna rağmen kayıtdışılık sayesinde bugüne kadar ayakta kalabildik. Bugünkü kriz milletin değil, devletin krizi olduğu için biraz farklı. Bu yapı ile sistemin kendisini yenileme imkanı da yok. Her işle ayrı ayrı uğraşacaklarına dar bölge iki turlu seçim sistemine geçiş yapabilseler gerisi kendiliğinden gelir. Tek parti iktidarı olur. Meclis kurucu meclis gibi çalışabilir. Anayasa tadil edilebilir. Başkanlık sistemine geçilebilir. Bunların hiçbiri koalisyon hükümetleriyle yapılabilecek işler değil. Bocalama hızlandı. Adamların ne dediği, ne yaptığı anlaşılamıyor. Karar alamıyorlar. Aldıkları kararları uygulayamıyorlar. Çocuk bulmacalarındaki gibi, tavşanın havuca ulaşması için deneme yanılma bütün yolları kurşun kalemle dolaşıncaya kadar iş işten geçiyor. Söz sahipleriyle güç sahipleri çelişkisi de var. Bu sözü biraz açmak lazım: Misal, FP''de Genel Başkan Recai Kutan.. Ama herkes biliyor ki, bir de Erbakan faktörü var. Erbakan görünürde emir veremiyor, politika belirleyemiyor, çıkıp konuşamıyor.. Recai Kutan da onu yok sayarak bir iş yapamıyor. İki arada bir derede. Ülkeyi yönetenlerin derdi de aynı.

