Vecize gibi oldu:
Toplumu germeyelim.
Hukuka saygı duyalım.
Hukuk herkese lazım.
Daha da güzeli: Demokratik laik sosyal hukuk devleti.
...
Bu ülkede Hrant Dink cinayeti oldu.
Aradan geçti bir yıl.
Bir yıl sonra, bu davadan yargılanan iki kişi gitti mahkemeye, dedi ki:
"Biz suikastla ilgili amirlerimizi bilgilendirdik. Dedik ki, filanca şu gün filan yerde öldürülecek. Amirlerimiz ilgilenmedi..Sonra görüşürüz, dedi. Bu iş olunca bize dediler ki, ''ifadenizi şu şekilde vereceksiniz.'' Dedikleri gibi verdik. Sicil amirimiz olduğu için korktuk. Ama işin aslı öyle değildi."
Böyle bir bilgiden ve haberden sonra yahu kamuoyu konuştuğu ne varsa bir kenara bırakır, bu işe odaklanır. Seferberlik gibi bir şey ilan edilir. İki saat sonraya, iki gün sonraya bırakılmaz..Aynı günün akşamı mahkemeler kurulur ve bu dava karara bağlanır, diye bekliyor insan.
Bazı gazeteler şok haber gibi başlıklar attılar ama kimse ilgilenmedi bu işle..
Sarsılmadı.
Sanki çok normal bir gelişmeymiş gibi, sıradan bir olaymış gibi davranıldı.
...
Bir başka davayla ilgili savcı bir iddianame hazırladı. İddianamesinde önemli isimlerin adı da vardı. Sadece adı vardı. Bu çılgınlık deyip, savcıyı apar topar davadan almakla kalmadık..Meslekten men ettik.
Sonra bir başka davada bir başka savcı önemli isimleri iddianamesinde bir bir saydı.
Hukuka saygılı olmak lazım, dedik.
Galiba "hukuka saygılı olmak lazım"la kastedilen "bize saygılı olun" gibi bir şey. İşin "bize" kısmı net değil.
Net olsa, şahsen kendi adıma ben hiç gocunmadan ceketimi ilikler eğilirim.
...
Bir ülke diktatörlüktür..Kimin önünde eğileceğinizi bilirsiniz. Problem de çıkmaz.
Hem demokratik laik sosyal hukuk devleti olup hem de görünmeyen adamlardan çıkan bir sesle ve her seferinde farklı bir dublajla karşılaşınca insan ne tarafa dönüp eğileceğini şaşırıyor.

