Şehirli kime denir?
Şehirli olabilmek için 150 yıl aynı evde oturmuş olmak lazım, diyenler var.
Bu üç nesil demektir.
Dedeniz şehirde doğmuş olacak.
Babanız doğmuş büyümüş olacak.
Siz de şehirli sayılacaksınız.
Bu tarifi esas alırsak Türkiye'mizin şehirli oranı yüzde iki bile etmiyor.
Bürokraside, siyasette, yargıda, askeriyede şehirli vatandaşımız yoktur.
Bir dönem bu iftihar vesilesi sayılıyordu: Anadolu'nun bağrından kopup geldi, önemli adam oldu.
Çocukluğunda çobanlık yapardı, şimdi devletin en üst kademesinde vs.
Bugün Türkiye'nin hangi ilindeki hangi valiye baksanız bir nesil öncesi rençberdir.
Yüksek yargı üyelerine bakın ya köyde doğmuştur ya köyde doğan, büyüyen bir babanın çocuğudur.
Rektörlerimize bakın, aynıdır.
Siyasilerimize bakın, aynıdır.
İş adamlarımıza bakın aynıdır.
Bunun bir nakısa olduğunu söylemiyorum.
Keşke şehirli olsaydık, gibi bir hayıflanmam da yoktur.
Şehirli vasıflarının üzerimizde eğreti durduğunu, en az birkaç nesil daha böyle devam edeceğini, atıp tutarken, asıp keserken işin bu tarafının da dikkate alınması gerektiğini söylüyorum.
Eskiden İçişleri Bakanlığı trafik memurları için genelge yayınlar, vatandaşa nasıl hitap edileceğini hatırlatırdı:
"İyi günler beyefendi -veya hanımefendi-" denilecek..
O memur özel hayatında bu hitaba alışık değil.
Onun hitap ettiği de değil.
İkisinin de köyünde böyle bir şey yok.
....
Cihan harbinden sonra geriden gelecek nesillere örnek olacak erkek kalmamış.
Osmanlıdan sonra rejim değişmiş, kurallar değişmiş.. İnsanların önemli bir kısmı canının geçiminin karnını doyurmanın, ayakta kalmanın derdine düşmüş.
Azıcık soluklanma imkânı bulunca da şehirleri istila etmiş. İstila ettiği şehirde "şehirlilik" adı altında kendisine dayatılan ya da telkin edilen kuralları sanki bir başka dinin, bir başka medeniyetin umdeleri gibi algılayınca içine kapanıp kendisini korumaya almış.
Baskın unsur hâline gelince de kendi şartlarını, adı konulmamış olağanüstü şartlarda oluşmuş melez kültürünü şehre dayatmış.
Batılı gibi formatlanan şehirlerde doğulu gibi yaşamaya başlamış.
....
74 Kıbrıs çıkarmasından sonra, Kıbrıs'ta terk edilen Rum evlerine yerleştirilen köylü Türkler, Rum'dan kalma havuzu kümes, garajı ahır olarak kullanmaya başlamışlardı. Bu garabet bile bugünkü eğreti uyumdan daha tutarlıydı.

