Adam Amerika''da yaşıyor.. Oradan buraya bağırıyor: "Cumhuriyeti coşkuyla kutladık diye kendinizi avutmayın, ben dikkat ettim kutlamalar çok sönük geçti. Şu işi adamakıllı yapın." Buyurun, siz de coşkuya ortak olun.. Nasıl yapılacağını gösterin.. -Hayır, siz kutlayacaksınız, ben denetleyeceğim. -Sen kimsin? ... Sanki bir patron, çalışanlarına şirket kutlamaları ile ilgili talimat veriyor. Eksik gedik istemem. Organizasyon iyi yapılsın. İşini iyi yapmayan gider.. Adam patron değil.. Kraliyet soyundan da değil. Hani cumhuriyetten sonra hepimiz eşit olduk ya.. O da 66 milyon (şimdi belki 71) eşitten biri. Bizi denetleme, bizden hesap sorma hakkını kendinde gören bir eşit. Eşit bey, bu memlekette yaşama külfetine bile katlanamıyor. .... Bu tipler konuşmalarında, tartışmalarında milli gelirden hiç sözetmiyorlar. Mahkemelerden. Karayollarından.. Hastanelerden.. Okullardan. Bankalardan.. Devlet dairelerinden.. konuşmuyorlar. Varsa yoksa düşmanlar, hainler, gafiller, komşu hainler, çok ilericiler, çok gericiler..
İçimizde ve etrafımızda hep kötüler var.. İyinin tarifi de yok. Onlar bakıp karar verecek. Onların iyi dediği iyidir, kalanları kötü.. Hain, gafil, iç düşman. En büyük özlemleri 940''ların Türkiyesi.. Köleler ve efendiler düzeni. Herkesin köyünde tavuğuyla, ineğiyle yaşaması.. Onlara zaman zaman Amerikan bezi ve gazyağı ihsan edilmesi.. Uslu duranlara şeker ve çay dağıtılması.. Kendilerini hizmete layık gördüklerini şehre kabul etmeleri.. Yollarının, vagonlarının, lokantalarının, evlerinin özel olması.. Onlar böyle bir dönemden geldikleri için bugünün karmaşasında kendilerini mağdur hissediyorlar.

