Taşındığım evde hazır bir kombi buldum, bir iki problemini görünce ufurdayıp pufurdamaya başladım. Asık suratlı servis elemanıyla iki karşılaşmadan sonra bu cihazdan nefret etmeye başladım. Sonra karşılaştığım bir başka servis elemanı hem problemi çözdü hem de bu aleti, bu markayı bana sevdirdi. Bakımını yaparken her özelliğini anlattı. Diğerleri ile farkını, üstünlüklerini izah etti. Ama pazarcı gibi methederek değil, benim de anlayabileceğim şekilde çalışma sistemini, sebebini, niye olduğunu, nasıl kullanılırsa olmayacağını açıklayarak bu işi yaptı. Hem öfkem kayboldu hem de mutlu oldum. ... Bizim kombici gibi bir memleket büyüğü çıkıp bizim sistemin üstünlüklerini bana anlatabilir mi acaba.. Mesela yargıdan başlasa anlatmaya..Adaletin nasıl dağıtıldığını, kanunlarımızın ve uygulamanın ne kadar güzel olduğunu, insanların bu güzelliği farketmediği için sıkıntı çektiğini söylese.. İdari yapılanmamızın nimetlerini bize gösterse..Ama bu işi yaparken düşmanlara sığınmasa.."Yani biz de herşeyi çok güzel yapardık ama ah o düşmanlar..." demese.Yapıyı sevdirebilir mi acaba bana? İnsanlar o hale gelmiş ki, çok düzgün çalışan bir kuruma dahi şüpheyle bakıyor. Her yerde her işin hileyle, hurdayla, üçkağıtla, rüşvetle, kayırmacılıkla döndüğünü zannediyor. Böyle inanıyor. Bu bile başlı başına bir kayıp. Yine insanlar güçlerinin yettiği yerleri yolsuzlukla, suiistimalle itham ederken, korktukları yer olunca.. "Haşaaa hiç orada yolsuzluk olur mu" diyebiliyorlar. Bu inancı nutukla, asarız keserizle, gereğini yaparızla, arasıra yapılan teşhirlik operasyonlarla değiştirmek de mümkün değil. Benim gibi zannı kronik hale gelen birine sorarsanız yolsuzluk operasyonları yapmak bile tehlikeli..Temizlemek yerine dolaylı olarak suiistimali koruyucu, yolsuzluk bedelini arttırıcı, neticede zarar verici bir çalışma. Aslına bakarsanız, bu yolsuzluk konusunda da dürüst olmak lazım; başkalarının yaptığı yolsuzluğa mı üzülüyoruz yoksa onlar kadar becerikli ve güç sahibi olmadığımıza mı?
ALMANYA-TÜRKİYE
Birkaç gün Milliyet''te Tarhan Erdem''in türban üzerine yaptığı araştırma sonuçları yayınlandı. Bu çalışmaya ben çok özet bir gerekçe buldum. Herhalde bu problem çözülecek, altyapısı hazırlanıyor. Aynı günlerde Konrad Adenauer Vakfı da Almanya''da bir anket yapmış. Salih Altuner''in gönderdiği notlardan Almanların bu konuda bizden daha esnek olduklarını görüyoruz. Neye rağmen görüyoruz, orada yaşayan 2 milyondan fazla müslüman Türk''ün önemli bir kısımının iyi örnek sergileyememesine rağmen.
Anketten bir iki örnek: -İslamiyet okullarda okutulsun mu? Okutulsun yüzde 53, farketmez 24, okutulmasın 20 -Almanya''da yaşayan müslamanlar hiçbir sınırlama olmadan İslamiyeti olduğu gibi yaşayabilmeli Katılıyorum yüzde 64, katılmıyorum yüzde 31 -Müslaman komşunuzdan rahatsızlık duyuyor musunuz, olsaydı rahatsızlık duyar mıydınız? Evet yüzde 4, hayır yüzde 95 -Hıristiyanlığın İslamiyete karşı üstünlüğü vardır. Katılıyorum yüzde 14, katılmıyorum yüzde 69
ÖSS Bir anket sorusu da benden: Türkiye''de insanlar her işleri için tanıdık, torpil ararken, ''yahu bu işin bir yolu yok mu'' derken ÖSS imtihanlarında niye bu yollara başvurmuyor? Sonuca razı oluyor?

