Kaydet
a- | +A

lkemizin düze çıkması için size bize düşen bir iş var mı? Keşke soracak bir adam olsa.. Bir ülke büyüğü.. Desek ki; - Ey ülkemizin büyüğü, bizim için gecenizi gündüzünüze katıyorsunuz. Günde 15 saat, 18 saat çalışıyorsunuz. Eğer bize düşen bir iş varsa, biz de bir kenarından tutalım. Sizce büyüğümüz bize ne cevap verir: -Sağol vatandaşım. Allah razı olsun, biz ne gerekiyorsa yapıyoruz, sen dert etme, der mi? Demezse hangi işin ucundan, nasıl tutmamızı ister. Abi gâvurlarda baş belli, son belli. Burada büyükleri bile bir çırpıda saymak mümkün değil. Hükümetin üç ortağı var.. Onların birşey demesi yetmez. Üç muhalefet partisi var.. Yeni kurulan parti var. Anayasa Mahkemesi var. Askerî kanat var. Sivil kanat var. Bürokrasi var. Hepsinin tek tek ne istediğini bilmek lazım. Bilmek yetmez, bir orta yolda buluşmalarını beklemek lazım. O da yetmez, orta yolun el kıvraklığıyla neresi olduğunu kestirmek lazım. Bana sorarsanız o da yetmez.. Başkalarının bizim ülkemizden ne istediğini de bilmek lazım. İşler bu kadar karmakarışık olunca kimin eline ne geçiyor? "Gelin bir tek adamı seçelim, yasama ve yargı dışında herkes seçtiğimiz adamın maiyeti olsun, onun emriyle iş yapsın, onun emriyle işten atılsın" diyorum onu da kabul etmiyorsunuz.

DÜĞME Başbakanımız, dün, "Anlaşılıyor ki birileri bir düğmeye bastı" dedi. Düğmeye basmakla birşey oluyorsa biz de basalım. Taaa Adriyatik''ten Çin Seddi''ne kadar bizim nüfuz sahamız. Bu büyük ülke birilerinin düğmeye basmasıyla sarsılır mı?

FARKI NE? Kâğıt üzerinde statüleri farklı da olsa nihayet her üçü de kamu hizmeti veren kurumlar. İstanbul''da yaşayan her Türkün her üçüne de işi düşüyor. İSKİ, İGDAŞ, TEDAŞ...

Bana sorarsanız ilk ikisi sistemi oturtmuş. Müşteri ilişkileri de fena değil. Hem dert anlatacak, hem de derdinize derman olacak birilerini bulabiliyorsunuz. Üstelik İSKİ''nin web sitesi diğer bazı kamu kurumlarınınki gibi göstermelik değil. Zannediyorum internetle haşir neşir abonelerin birçoğu kurumla ilişkilerini bu site üzerinde yürütebiliyor. Fakat elektrik idaresine gittiğiniz zaman sanki yanmış, yıkılmış, depremden yeni çıkmış bir bölgenin kamu binasına gitmiş gibi oluyorsunuz. Çalışanlar bezmiş bıkmış. Sırada bekleyenler öyle. Telefonla iş takip etmenin imkanı yok. 940''lardan kalma usuller.. Bu farkın nereden kaynaklandığını açıkçası çok merak ediyorum.

ÖNE ÇIKANLAR