Piyanonun her tuşu farklı bir ses çıkarır ama her basışta aynı sesi çıkarır.
Bizde bazı kamu mensupları
kurum adına konuştukları zaman her problemde, her çözüm arayışında aynı tepkileri verip aynı sesleri çıkarıyorlar.
Aynı sesi çıkaranlar da birlik ve beraberliğe katkıda bulunmuş sayılıyor.
Anlayamadığım şu: Tek beyin gibi düşünülüyor, tek tuş gibi ses çıkarılıyorsa, bir araya gelip çözüm üretirken o toplantıya çok kişi katılmasının faydası ne? Bir kişi de olsa aynı şeyi söyleyecek, bin kişi de olsa.
Konuşmalarda kullanılan kalıplar aklımın yettiği günden bugüne hiç değişmedi.
30 yıl önce ne denilmişse, nasıl denilmişse bugün de aynı şeyler aynı şekilde söyleniyor.
Bu şartlarda nasıl düşünülür, nasıl kafa yorulur, nasıl çözüm bulunur, nasıl strateji üretilir.
Bizde kamu adına fikir üretenler kapalı kapılar ardında bile rahat konuşamaz. Kalıpların dışına çıkamazlar. Misal: "Üniter yapı çok iyidir, farz-ı muhal federal bir yapı olsa nasıl olurdu?"yu tartışamazsınız.
Bu prensipler çok iyi ama tersi nasıl olur da diyemezsiniz.
Ne yapacaksanız bu şartlar ve bu şablon içinde yapacaksınız.
Labirent hazır olunca yapacak fazla bir şey kalmıyor. Çizgileri takip ederek dönüp duruyorsunuz..
Çıkış kapısını bulmak için.
------
Yukarıdan aşağıya
Batan özel bankalarda hesap sorulurken silsile yukarıdan aşağıya doğru kuruluyor.
Önce sahipleri, sonra üst kademe yöneticiler, sonra aşağıdakiler.
Bu mantığı kamudaki yolsuzluklara uyguladığınız zaman hesap sormaya kimden başlamanız lazım?
Canım aşağıdaki adam bir halt yemişse, yukarıdakinin kabahati ne, suç kiminse hesap ondan sorulur, defter kapatılır diye düşünüyorsunuzdur.
O zaman aynı şeyi özel bankalarda da yapın... Veya kamu bankalarında aynı şey olduğu zaman "sahip"in muadili kimse onu belli edin.
Bankacılık şart değil. Herhangi bir kamu kurumunda yolsuzluk, suiistimal, yetkinin kötüye kullanımı, ihmal vs. olduğu zaman: Soruşturma açtık, arkadaşlarımız inceliyor, bir kasıt ya da ihmal varsa yargıya intikal ettireceğiz, deniliyor. En üstteki suçlanmıyor.

