Beş on sene önce tetris oyunu salgın hastalık gibiydi. Oynayanlar bilir, ilk levelde yukarıdan aşağı inen geometrik şekilleri küçük çocuklar bile yönünü yerini değiştirerek yerli yerine oturtabiliyor, level yükselince inme hızı arttığı için iki şeye ihtiyaç oluyor: El çabukluğu ve karar verme hızı..Hızla inen şekilleri alt taraftaki boşluğa uygun şekilde oturtamazsanız manevra alanınız daralıyor, bir müddet sonra da oyun bitiyor. Türkiye sanki yıllardır sistemiyle, yöneticileriyle, sahipleriyle, derin devletiyle, sığ devletiyle, bürokratıyla topyekun tetris oynuyor. Bugünün dünden farkı manevra alanının gittikçe daralması.
Artık dünkü gibi yukarıdan aşağıya inen şekilleri ( alınmazsanız bunlara çelişkilerimiz, yalanlarımız, çaresizliklerimiz, alaverelerimiz, dalaverelerimiz de diyebiliriz) aşağıda uygun yer bulmakta zorlanıyor. Kolayca bir boşluğa oturtamıyoruz. Tetris örneğinden devam edersek game over''i önlemenin iki yolu var: Ya paus düğmesine basıp bekleyeceksiniz..Ki sonu yok... ya da oyunu yeniden başlatacaksınız. Malum hiçbirşey yapmayınca da oyun bitiyor. Kendi kendine şekiller yukarıdan aşağıya rastgele iniyor ve ekran dolunca üstünde kocaman harflerle game over yazıyor. Beni rahatlatan da işin bu tarafı..Birşeyler değişecek, düzelecek derken birilerinin birşeyler yapmasını beklemiyorum. Hiçbirşey yapmasalar da oyun bitecek ve yeniden başlayacak.

