Evvel zaman içinde Çin İmparatoru''na bir teklif götürmüşler: -İmparatorum, bir adam geldi..Tren denilen bir vasıta yapmış, izin verirseniz bizim ülkemizde de kurmak istiyor. İmparator sormuş: -Tren ne demek.. Anlatmışlar..İnsanların bir saatte gittiği yolu, beş dakikada giden bir vasıta, demişler. İmparator; -İyi de demiş; bir saatlik yolu beş dakikada gidenler 55 dakika ne iş yapacak? Bizim imparatorların da böyle bir endişesi var..İç düşmanlardan şikayetçi gibi görünüyorlar ama aslında mutlular. Onlar ortalıktan çekilirse boş zamanlarımızda sıkıntı olacağımızı düşünüyorlar. Hep bir gailemiz olmalı ki hem varlık sebebleri pekişsin hem de evetleri/hayırları için el altında hazır gerekçeleri bulunsun. Mesela cumhuriyet hep tehdit altında olmalı, düşmanlar çeşit çeşit olmalı..Stratejik önemi haiz bir yerler olmalı..Stratejik önemin cazip tarafı şu: Sorgulanamaz, üzerinde akıl yürütülemez, öyle değil böyle olsun denilemez yer demektir. Ne yapılacaksa biz yaparız gibi birşey. Çeşit çeşit düşmanları alt alta sıralayınca düşman olmayan kimse kalmıyor.
Herkes potansiyel düşman..Gerçi bizim düşmanların bir farklılığı var..Vergi veriyorlar, oy veriyorlar, ticaret yapıyorlar, istihdam kapısı açıyorlar ama bu durum onları potansiyel düşmanlıktan kurtarmıyor. Her an herşey yapabilirler. Tetikte durmak lazım. Su uyur, düşman uyumaz sözünü hiç unutmamak lazım.
Noğluumm Çocuk sekiz yaşında. -Baba, diyor; dolar niye Türk lirasından daha kıymetli. .. -Bizim devletimiz de para basıp herkese dağıtsa herkes her istediğini alabilir mi? Çocuğun anlayabileceği dilden anlatıyorum. Yeni sorular geliyor.. Biz niye üretmiyoruz, biz niye satmıyoruz, biz niye daha iyi yapmıyoruz.. Anlatıyorum..Yine soruyor.. Sınıfını örnek veriyorum. Herkesin her derste aynı başarıyı gösteremediğini, farklılıklar olduğunu sebebleri olduğunu.. Aklına yatmıyor.. Düşmanlar var, diyorum. Düşmanlarımız kalkınmamızı istemiyor. Bizi bölmek ve parçalamak için uğraşıyorlar. Düşman lafını duyunca hiç tedirgin olmuyor. Cüneyt Arkın''ın Malkoçoğlu filmini, Karamurat filmini hatırlıyor.
Bir kılıç darbesiyle üçer beşer yere serilen düşmanların bu işi nasıl yaptığına da akıl erdiremiyor.

