Kaydet
a- | +A

Bizim gibi ülkelerde... Burada "bizim gibi"yi karşılayacak kavram bulmakta zorlanıyorum. Resmî adıyla "demokratik laik sosyal hukuk" eskidi.

Yarı demokratik ayıp sayılıyor.

Bu saatten sonra örtülü diktatörlük haksızlık olur.

Demokratikleşme yolunda, yusyuvarlak bir laf.. Yolun neresinde sorusu tartışma konusu olur.

Vesayet altında deyimi de tavsadı.. Damdan dama atlayacak kedi pozisyonunda.. Karşıya geçerse yeni bir dünya bizi bekliyor. Yeni dünyanın adını sonra koruz. Şimdiki hâli de mevcut kavramların tamamını eskitti.

Onun için bizim gibi ülkelerde deyip arkasını getiremiyorum.

Ve "bizim gibi"den devam ediyorum.

Bizim gibi ülkelerde rejimin sembolü gibi olan gazete olur.

Hani son zamanlarda devlet gazetesi diyenler oldu ya.. Aslında devletle kastedilen rejimdir.

Eskiden beri şöyle inanırım.

Bu gazetelerin sahipleri, "mülk benim değil mi, dilediğime satarım" diyemez.. Zımni mutabakat lazım.

Alacak adamın onaylanması lazım.

Bu sembol gazetelere bakarak ülkenin nereye doğru gittiğini tahmin edebilirsiniz.

Yarın bir gün sahip değiştirirse alacak ailenin geçmişine bakarak, görüntüsüne bakarak yeni yapı hakkında tahmin yürütebilirisiniz.

Ailenin kamuya açık fotoğrafının öngörülen rejimin parametreleriyle örtüşmesi lazım.

Böyle gazetelere ülkenin flaması gibi bakılır.

Teknoloji değişince flama değişmez.

Yani artık gazetelerin eski ağırlığı yok.. Sanal gazeteler var, televizyonlar var. Sosyal paylaşım siteleri var gibi yalap şalap gerekçeler bu kanaati zayıflatmaz.

...

Çok beklemeyeceğiz.

Yeni anayasa yapılırken bile tartışalım, konuşalım, uzlaşalım gibi fasıllar nezaketin gereğidir.

Bu iş tartışalım konuşalım ile olsaydı 70 senedir olurdu.

20 sene önce niye tartışmadık.

40 sene önce neden bu konuları konuşmadık.

Gönüllü iğne vurulmakla.. Yatağa kelepçelenip vurulmak arasında iğnenin tesiri bakımından hiçbir fark yoktur.

ÖNE ÇIKANLAR