Türkiye''mizde ulusal onur lafları çok edilir oldu. Ne hikmetse ulusal onuruna en düşkün olan ülkelerin ortak bir özelliği var:
Ya geri kalmış ya da gelişmekte olan ülke statüsünde olmaları.
Bu tip ülkelerde dış ilişkiler hep ulusal onur konusu yapılır, içerideki işlerden kimse gocunmaz.
Misal: Adliyelerdeki sefalet hiçbir Türkün ulusal onurunu zedelemez.
Hatırlarım 70''li yıllarda yine ulusal onurumuz zedelenir gibi olmuştu.. İç basında Demirel''in
ABD başkanı ile görüşmesinde yumruğunu masaya vurup tavır koyduğunu okuyunca içimiz bir hoş olmuştu.
Ey ABD Türkü tanı demiştik.
Bir yabancı futbolcu üç sene önce ayağında metal Türk lirasını sektirdi, bir Türk onun hakkında dava açtı.
Ulusal onurumuzu zedelemiş.
Paramıza hakaret etmiş.
Biz bu kafada olduğumuz müddetçe
bu yöneticilere de, bu milli gelire de, bu sefalete de müstehakız demektir.
Kafa bu..
Vatan deyince aklına süngüden ve can vermekten başka birşey gelmeyen,
Onur deyince mangalda kül bırakmayan,
Ama iş verimliliğe, üretime, kazanmaya, kaybetmeye, rekabet etmeye, koşturmaya gelince ayak sürten bir kafa.
Telekom''u yabancılara kurdurmak ulusal onurumuzu zedelemiyor,
yabancılara satmak zedeliyor.
Sümerbank''ta ayda 7 trilyon zarar ulusal onurumuza dokunmuyor, kapatmak dokunuyor.
Bu böyle garip bir onur.
Bir dolar eşittir birmilyonyüzellibin
Türk lirası olunca
onurun kılı kıpırdamıyor.
Borçlanınca
kıpırdamıyor.
Bütçenin yüzde 90''ı borç faizine gidince kıpırdamıyor.
Ama borç istediğimiz kuruluşlar bu kafayla devam ederseniz size borç veremeyiz deyince onurumuz inciniyor.
Fransa onurumuzu incitiyor, Reno ile Pejo''yu birbirine tosluyoruz.
Almanya onurumuzu incitiyor, eski bir BMW bulup yakıyoruz.
....
Yaşasın onurumuz, kahrolsun IMF.

