Herkesin canının istediği saatte, istediği kadar, istediği şekilde vatanımızı sevmesi canımı sıkıyor. Bu işi düzene koyup samimiyet testi yapmak lazım. Basit bir teklifim var: En azı bir milyonluk olmak üzere, on milyonluk, yüz milyonluk, milyarlık makbuzlar bastıralım. Birisi, çok canım çekti, biraz vatanımı sevmek istiyorum dediği zaman kaç liralık sevmek istiyorsa o kadarlık makbuzu keser, parasını alır, "buyur sev" deriz. Sırtında yumurta küfesi olmayanların, boş vakitlerinde vatan sevmeleri..Yahut canları sıkıldıkça seviyorum diyerek ortalıkta dolaşmaları iş yapanların da moralini bozuyor. Sevmenin bir bedeli olmalı. Bedeli başkasına ödetip ağaç gölgesinde, başkalarının kesesinden vatan sevenleri ayıklayacak bir formül bulmalıyız. Benimki saçma sapan, akıl almaz olabilir. Ama makul bir formül bulmalıyız. Ne bileyim ben, önemli konularda sadece yüksek vergi verenlerin karar verebileceği..Maliyet kaygısı olan insanlar parmak kaldırsın.. Biliyorum, bazı şeyler vardır ki orada maliyet sözkonusu olmaz, kan ve can bile verilir diyeceksiniz. Böyle hallerde benim adıma kanımı ve canımı taahhüt edecek iradeyi netleştirecek bir formül bulalım. Ben isterim ki bu iradeye normal dönemlerde de baş eğilsin. Sadece kan ve can feda edileceği zaman usulen hatırlanmasın.
Sırasıyla Kemal Alemdaroğlu, geçen ayın sonunda aşka gelip, "Gerekirse Yunanistan''ı da alırız" demişti ya. Abi niye önce Kıbrıs''ı almıyorsun demek aklımıza gelmemişti. Kıbrıs''ı alıp İstanbul Üniversitesi''ne bağlasın. Üniversite''nin bir de adası olur. Sosyal tesisler kurarlar. Çevreyi ağaçlandırırlar. Kaldırım kenarlarını sarı-beyaz renklere boyarlar. Dinlenme tesislerinde güvenlikle ilgili stratejiler geliştirirler. Tıpçılar askerî konulara bakar. Veterinerler ekonomik programlar geliştirir. İktisatçılar tekstil işine el atar. Örnek bir bölge olur Kıbrıs.
Ülkeyi herkesten ve hepimizden biraz daha çok seven insanların adayı sahiplenmesi kimseyi üzmez.

