Geçen gün, yıllar önce çekilmiş bir Amerikan filmi seyrettim. Yıllar önce dediysem 80''li yıllarda çekilmiş. Filmdeki bir sahne şöyleydi: Erkek, evleneceği kadına, "sana bir haberim var" dedi; "evlendikten sonra çalışmana izin vermeyeceğim." Kadın sevinç çığlığı atarak zıpladı.
Adamlar kadına bizim kadar değer vermiyorlar! Bizde kadına verilen değer, maddeler halinde sıralanırken çoğu zaman ilk madde; - Efendim biz taaa yıllar önce seçme ve seçilme hakkı verdik, denir. Ortada seçecek bir şey olmadıktan sonra seçme hakkının ne işe yaradığını dert etmezsek ikinci maddeye geçebiliriz.
Hadi ne olur, bir iki madde daha sayın. Bir de beyanat verin.. Geçen sene sitelerde devlet ileri gelenlerinden birinin hâlâ karısını dövdüğü ima ediliyordu. İnanamadım. Şaşkınlıkla sağa sola anlatırken duydum, doğruymuş. Kimi, "ooo, 20 sene önce bizim ilçede de görev yaptı o zamandan biliyorum, buralarda hep konuşulurdu", diyor. "Halam eşinin arkadaşıydı, ben o yıllarda duymuştum", diyor. Döver..bu ülkede çok şaşırılacak bir şey değil. Şaşırtıcı olan tarafı, her fırsatta bu işi yapanın çağdaşlığın, kadın haklarının altını çizmesi..Hem de bastıra bastıra.. ..... Sadece bu konuda değil, birçok konuda altı kalın kalemle çizilen konular şüphe uyandırır. Bizde sık kullanılan kavramların çoğunun altı boştur.
> Seçim Kazakistan Devlet Başkanı bir kere daha seçildi. Hem de yüzde 90''ın üzerinde oyla. Bir ülkede 14 yıl devlet başkanlığı yaptıktan sonra yüzde 90 oyla tekrar seçilmek ne anlama gelir? Size kalsa seçimler göstermelik dersiniz, belki diktatörlük dersiniz, ne bileyim ben, hür irade, milli irade anlatır durursunuz. Ama aynı şey sizde olsa, hemen sazı ters çevirir, coğrafyamızın özel durumu, jeopolitik, stratejik konum, çevremiz, düşmanlarımız, bize özel, dersiniz. Bana da bir soran olsa, bunlar çok önemli şeyler değil derim. Hiç seçim olmadan da adil olunabilir. Sabah akşam seçim yapılarak da zulmedilebilir. İpin ucunun nerede ve kimde olduğu önemli.
En kötüsü de yumağın karışması...

