Genelkurmayı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerin İlker Paşa ile çektirdikleri fotoğrafları yan yana koymuşlar.. Aradaki farkı bulun, demişler. Fark şuymuş: Yabancı ziyaretçilerle fotoğraf çektirirken hep gülümsemiş paşa. Bakanların yanında yahut bakanlar paşanın yanındayken surat asık olmasa da ciddi. Cumhurbaşkanı gelmiş, ciddi. Başbakan gelmiş, ciddi. Yeni meclis başkanı gelmiş, ciddi. Eski meclis başkanı gelmiş, gülümsüyor. Habere de bu kare başlık olmuş: Başbuğ''un güldüğü tek yerli! ..... Sistem şöyleymiş böyleymiş, demokrasi varmış yokmuş, eksikmiş, konuşulup tartışılabilir ama bir şeyi kabul etmek lazım: Bizim şuuraltımızda diktatörlüğe meyil var..Bu meyil bakış açımızı etkiliyor. Yüz hatlarından haber çıkarmak kraliyetle idare edilen bir yerde olabilir. Majestelerinin kabullerinde çekilen fotoğraflar alt alta konulup bir şey ima edilebilir. Bu ülkede aynı şeyi yaparken derdiniz ne? ... Arıza nerede? Tek gözü gören bir adam varmış. Duymuş ki filan köyde herkes kör. "Herkesin kör olduğu yerde tek gözü gören kral gibi olur" diyerek o köye gitmiş. Köyde kimse görmenin ne olduğunu bilmiyormuş. Birisi başkasının bir şeyini alınca, "filan, neden falancanın şekerini aldın" diyormuş mesela.. Çalan da, "sen nereden biliyorsun" diye soruyormuş. Bu da gördüğünü söylüyormuş. Köylüler sormuşlar: -Görmek ne demek? Bu da anlatabilmek için hepsini bir duvarın önüne dizmiş..Siz sırayla bir hareket yapın, ben ne yaptığınızı söyleyeyim, demiş. Biri elini kaldırmış, söylemiş. Öbürü ayağını kaldırmış, söylemiş. Biri duvarın arkasına geçip, "peki şimdi ne yapıyorum" demiş. Bizimki, "göremiyorum" demiş. Köylüler, "sen ya hasta ya sahtekârsın. Görmek diye bir şey olsa duvarın arkasında da görürdün, diyerek, tek gözü gören adamı köyün doktoruna götürmüşler. Doktor da körmüş. Hastasını sedyeye yatırmış, eliyle ayaklarından başlayıp sıvazlayarak yukarı doğru gelirken gören gözünde durmuş: "İşte arıza burada" deyip gören gözünü oymuş. Dam başında saksağan hikâyesi değil.
Biz biraz körlerin köyünde yaşayan adamlar gibiyiz. Sıkıştırıldığımız kalıpların dışında kalanlar ya sahtekâr ya hasta görünüyor.

