Karadeniz insanında genellikle pazarlık etmek hasleti vardır. Hatta çocuklarda bile... Küçük Temel''e okulda öğretmen sorar... -Söyle bakalım beş kere yedi kaç eder?.. Temel: Otuz dokuz eder öğretmenum... Öğretmen: -Bu kadar kolay soruyu da bilemedin. Otur yerine sıfır verdim sana... Küçük Temel oturur... Yanındaki arkadaşı Dursun sorar... -Ula kafasuz oni sen bileydun niye otuz dokuz dedun Küçük Temel: -Pazarluk edecek zannettum... Ama anlamadi...
Zoru görünce Temel bir gün berbere gider: - Ula berber bi sakal tiraşi olacağum kaça kesersun sakalumi? Berber: - Yabancı değilsin iki milyon... deyince Temel: - Ula iki dakkaluk iş içun isteyisun iki milyon ayip değul mi? Berber: - Efendim benimle ilgisi yok... Malum sabun pahalandı onun için iki milyon... Ama sen Karadenizlisin, cesursun... Senin sakalı sabunsuz alayım.. deyince Temel de fırsat bu fırsat cesaretini ispat etmek için kabul eder... Berber tıraşa başlar. Temel acıyı canına çeker. Bir taraf biter, öteki tarafa başlarken ağlamaklı bir sesle: - Ula dur aklima şimdi geldi. Ben boba tarafindan Karadenizliyim, o bi yani sabunli olsun.
Eyiluklan istedum vermediler Bizim Temel bir suç işledi... Yakaladılar, doğru hakimin karşısına çıkardılar... Hakim sordu: -Bankayı niye soydun?.. Temel: -Eyiluklan istedum vermediler... Hakim: -Ben de seni iyiliklen...Türk Ceza Kanununun üçyüz kırk birinci maddesi ikinci fıkrasına göre...Temel sözünü keser: -Pen o fikrayi bileyrum sen oni başkasina anlat... der mahkemeden çıkar...

