Kaydet
a- | +A

Karadeniz''de İskefiyeli Musa vardır... Köyde bunlar gençlerle komşunun mezeresinin çatısı akıyor onun kiremitlerini yeniliyorlar. Bizim Musa bulgur pilavını o kadar çok seviyor ki sorma gitsin... Ömrü neredeyse bulgur pilavıyla geçer... Sordular mı niye yiyorsun bu kadar bulgur pilavını... O da karşıya geçmek kolay oluyor... Her ne demekse.. Neyse biz yayla evinin aktarmasına bakalım tabi gece vakti Musa''nın ayağı kayar damdan düşer... Hastaneye kaldırırlar... Her tarafı haşat olur... Musa yarı baygın yatarken... Hacı efendinin İbrahim Musa''nın başında bekliyor... Bir ara bizim Musa gözlerini açar. Kırık çıkıkları bırakın sorduğu şeye bak. - Doktor bey ben artuk bulgur pilavi yiyecek miyum...

Gelemezmiş Bizim köyde bir Kösemeroğun Mehmet vardı... Çok enteresan bir adamdı Mehmet... Yaylada koyunlarını bekler tarlasını eker kazanır geçinirdi... Tabii yaylada olduğu için ilçeden pek haberi olmazdı... Zamanı gelir haberi olmadığı için askerlik yoklamasını da yaptırmamış asker kacağı sayılıyor... Günlerden bir gün muhtarla iki jandarma yaylaya çıkar ve bizim Mehmet''i bulur muhtar... - Ula Mehmet askerlik kağidın geldi bak habu jandarmalar seni alıp askere geturecekler, deyince bizim Mehmet hiç oralı değil... - Bu sene tarla kazayirum gelemem...

Mağazanın girişi! Karadeniz insanı her yönden zeki olduğu gibi ticarette üstüne yoktur... Bizim Temel ufak bir tuhafiye mağazası açar... Üç beş kuruş ekmek parası kazanıyor... Ekmeğini ondan çıkarıyor... Aksilik değil mi günün birinde sağ tarafındaki dükkan boşalır ama büyük mağazaya çok zengin bir adam bir tuhafiye mağazası açar... Temel''in işleri kesat... Arkasından solunda da büyük bir tuhafiye mağazası açılır... .Artık rekabet başlamıştır... Sağdaki tuhafiyeci büyük bir bez afiş yazdırır ve "Orta Doğu''nun en büyük ve en ucuz tuhafiye mağazası burasıdır" diye yazar arkasından soldaki durur mu o da "Gerçek ucuzluk vatandaş... Menfaatin burada!" diye bez afiş yazar... Bizim Temel''inki ortada küçük bir dükkan... Kara kara düşünür ve o zekasını kullanır ve bir afiş de ortaya Temel''den: - Mağazanun girişi ha buradandur...

Hortum Bizim Karadeniz''de siyaset havadan başka amacına ulaşamadı. Mabsinoli Hacı efendinin İbrahim de tabii hayatını Ankara''da sosyete bir semtte sürdürmeye başlar çevresi çoktur... Bu arada nargile hastası olur... Günün birinde hemşehrisi olan Musa köyden Ankara''ya Hacı efendinin İbrahim''i önemli bir iş için ziyaret etmeye gelir... Bakar ki bizim Hacı efendinin İbrahim nargile içiyor... Musa ömründe hiç nargile görmemiş şaşkın şaşkın İbrahim''i seyreder... Neyse hal hatır sorduktan sonra ona köyden haberler verir... Hoş beş derken köye döner... Önemli işi bile demeden dönünce köylüler merak eder sorarlar... - Ula Musa anlat ne yapayi bizim Haci efendinun İbrahim... Bizim işi halletti mi? Nargile görmemiş bizim Musa üzülmüş vaziyette - Ula ne işi oğa bakmadi bile... Bizum Haci efendinun İbrahim kendini yenilemiş, suyu bile hortumla içeyi...