Mahkeme... Bizim Temel Hukuk Fakültesinde okuyor... Derslerde konuyu anlatırken öğrencilere sık sık soru sorarlar ki kanun maddelerini iyi anlasınlar. Derken hoca bir gün Temel''i kaldırır: - Oğlum sen evli misin bekar mı? Temel: - Bekarim hocam. Hoca: - Farzedelim sen nişanlısın... Ama aksilik bu ya, bir de duyuyorsun ki nişanlını başkasına veriyorlar... Bundan sonra mahkemeye gider misin gitmez misin? Temel sinirli: - Ne demek gitmez misun hocam tabii giderum... Hoca izaha çalışır: Nasıl gidersin oğlum... Sen bir kere evli değilsin ki... Boşanma evlilikte olur... Temel gülerek: - Hocam ben de biliyrum... Boşanmak sebebiyle mahkemeye gitmek için evli olmak lazim... Hoca şaşırır: - Peki niye mahkemeye giderim diyorsun? Temel: - O hergeleyi vurmak için...
Seni de bekliyorum Karadeniz''de iki adam... İkisinin de isim ve soy isimleri aynı... Birisi köyde yaşıyor, diğeri de esnaflık yaıyor. Esnaf olan İstanbul''a mal almaya gelir... Birkaç gün de kalacaktır. O arada köyde yaşayan ölür. İstanbul''a gelen esnaf kendi ismi ve soy adıyla bir telgraf çeker ve postacı yanlışlıkla telgrafı iki gün önce ölen arkadaşının karısına verir... Kadın telgrafı okur okumaz paat diye bayılır... Telgrafta şöyle yazıyordur: - Yolculuğum çok eyi geçti... Burasi harika bi yer... Ama canum sıkılayi acele gel seni da bekleyirum...
Yemek Temel''le Fadime yeni evlidirler... Temel akşam eve gelir, yemek hazır. Karısının pişirdiği yemeği yerken bir acayip olur ve birdenbire derin derin nefes alır. Karısına: -Ha bu ne yemeğidur sevgilim? Bi acayip geldi bağa...
Fadime buna içerler ve: -Yoksama beğenmedun mi? - Yooo Fadime, çok beğendum de ama hastaneye kaldururlarsa doktora mahcup olmiyayim!

