Bizim Temel''in canı sıkılır... Can sıkıntısını gidermek için ne yapayım derken tiyatroya gitmeye karar verir... Ertesi gün Dursun''a rastlar. Dursun sorar: -Ula nasi buldun tiyatroyi Temel anlatır: -Ula Dursun ilk perdesini seyrettum, olmaz boyle şey çok güzel eğlendum ama çok üzgünim... Dursun: -Ula madem eyi idi niye üzgünsun? Temel: -Niyesi var mi ikinci perdeyi seyretmeden çiktum... Dursun şaşkın: -Niye çiktun peki? Temel: -Dursun, baktum ikinci perde açilmadan alt tarafina "iki yıl sonra" yazayi, o kadar bekliyemezdum ya...
Asker Temel Bizim Temel askere gider. Daha birkaç aylık asker. Bir sabah, içtimada çavuş erlerin hepsini teker teker kontrol edip göreve gönderiyor. Sıra Temel''e gelir. -Hey asker senin kaputunun bir düğmesi eksik... Temel sakin ve masum edayla: -Bileyrum çavuşum ama ne yapabilirum ki... Çavuş kızar: -Ne yapabilirim ne demek? Alırsın iğne-iplik düğmesini dikersin olur biter... Temel gene masum devam eder: -Doğri deyisun çavuşum ama bu kaput benum değildur... Bu sefer çavuş, belayı bulduk dercesine Temel''e: -Ne demek benim değil... Ordu bu kaputu sana verdiyse senin demektir, deyince bu sefer Temel masumluğu bozar: -Ula ben da korkaydum, madem bu kaput benumdur, Ordi bağa verdi oni sen niye
karişaysun? Bi duğmesi eksuk olsun önemi yok... -?!.

