Takım geçen hafta 10 kişi kalıyor... Kimsenin umurunda değil! Bu hafta üç önemli eksikle sahaya çıkıyor... Yine farkeden bir şey yok! Kes, böl, doğra, parçala; ne yaparsan yap, "Bütünlük" hiç bozulmuyor. Her koşulda "Takım" olmanın ödün vermez ilkelerini taşıyor. G.Saray; Uygur kardeşlerin Şahane Pazarı''ndaki üst üste dizili bardaklar gibi, içinden ne kadar bardak çekersen çek, "Yıkılmadım, ayaktayım" diyen gösteriye benziyor. Sakatlık, ceza ve kadro dışı kalanların onca kalabalığı içinde bile; mazerete ihtiyaç duymuyor. Mekanik kurgunun değişen dişlileri; hiçbir üretim düşüşüne yol açmıyor... * * *
Erken gelen gole kadarki görüntü; bütün futbolcuların gözlerini bağlasalar bile, oyun kurgusunu ezbere sürdürebilecek bir yetkinlikte olduğunu gösterdi.
Bütün bunlar, oyunun ilk 11 dakikası içindi... Bu süre, gerçekten de her türlü övgüye açık bir futbolun gösterişli dakikalarıydı. Ancak G.Saray, erken golü bulduktan sonra; "Takım" dediğimiz, "Tamtakır" oldu. Oyunu ve düşünce hızını yavaşlatan, vaziyeti kurtarmaya yönelik, idare futboluna yöneldiler.
G.Saray; 11 dakikalık G.Saraylılığını, geriye kalan 79 dakika için kopya G.Saraylılıkla idare edecek zannetti. Aslında G.Birliği çok başarılı oynamadı. Kendi sahasında oynamasına rağmen tutuktu. Atak organizasyonlarında birbirinden kopuk ve dağınıktılar. Açıkçası gol atmalarını da beklemiyorduk. Ama G.Saray oyunu o kadar yavaşlattı ve maçı 1-0 bitireceğinden o kadar emin oldu ki; yeterli önlem almayı düşünmedi bile. * * * Emre; üst düzey yeteneğini, profesyonelleştirmeye çalıştığı gizli - açık faûlleriyle gölgeliyor. Daha iyi niyetli olmalı. Hagi''nin halefi olması için, illa da onun bu yolda yaptıklarını da örnek alması gerekmiyor. Düşünün; Oğuz Sarvan, ilk yarıyı bitirir bitirmez, yanına çağırarak onu uyurmak ihtiyacını bile duydu.

