Ligin en sıkıntılı, en bunalımlı ve çözüm yolları en uzak takım, Vanspor... Naklen yayın havuzu, Loto - Toto, gişe, göğüs ve stad reklamları toplamı trilyonu aşan bu kulübü; 50 milyar gibi komik bir paraya sattılar. Alan da; Gülüştür diye külüstür biri... Paraların üstüne kondu, futbolculara zırnık koklatmıyor. Çünkü resmen başkan, ama fiilen patron! Ne prim, ne maaş, ne transfer taksidi... Adam günahını bile vermiyor. Çaresizlik ve isyan içindeki futbolcular, "Bu belaya nerden çattık?" paniği içinde, perişan oldular. Çare yok... Çözüm yok... Umut yok... Deplasmana gidip, sahaya çıkabilmeleri bile büyük iş. İşte G.Saray; böyle bir takım karşısında uzun süre çaresizleri oynadı. En az pozisyon üretilen ve en az şut atılan maç; Vanspor''a merhamet etse, galip olan mavi-beyazlılar olurdu.
Aslında takım olarak dağınık, yitik, sorunlar içinde olan Van; futbolcuların kişisel hırslarıyla G.Saray''a diklendi. Biraz moralleri olsa... Biraz organize olsalar... Biraz da G.Saray''ın adından korkmasalar; ligin en garibanı, ligin aslanını kafese koyacaktı. Rakip karşısında 4''e 2 kaldıkları pozisyonda sahada 3 kişinin bomboş kaldığı alana top çıkaramadılar. Hepsi heyecandan... Hakem dersen, gardiyan gibi tepelerinde; ufak bir hareket yapsalar, merdiven altı dayağı çekiyordu. Vanlı futbolcular; suçlu öğrenciler gibi, tek ayak üstünde durmaya zorlanıyordu. Hakemin kafası Asyalı... Ancak bunu yapar Cem Tosyalı! Oynadığı 3 kulüpten de kovulma rekorunu elinde bulunduran Sergen; hileyle, hülleyle geldiği G.Saray''da farkedilmedi bile... Bir tek korner atışlarında vardı. Arada da fındık - fıstık - çerez niyetine iki pas verdi... O kadar! "İlk maçıdır, olur böyle şeyler" dersiniz... Sonraki hataları için de, nasılsa uygun hoşgörü fırsatları bulunur. Çünkü ballı çocuk... Daha 3 günlük G.Saraylı iken idmana geç geldi. Henüz işin başında olay büyümesin diye, iş arada kaynayıp gitti. Trafik kazası yapmış! Bu çocuğun ne kadar çok mazereti var.
Kullan kullan bitmiyor!

