Ortalıkta öyle garip şeyler oluyor ki; insan aklını peynir - ekmekle yiyor. Deveyi hendekten aşırtıcı ve insanı şaşırtıcı olaylar; aklı başında dediğimiz adamlardan patlak veriyor. Meselâ Mustafa Denizli... F.Bahçe''ye gidişi değil, F.Bahçe''ye gidiş biçimi ilginç! Yaklaşan Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri öncesi; hamhum şaralop federasyonla mukavelesini yeniledi. Avantasını değil, avansını aldı. Aldığında gözümüz, kulağımız, bağırsağımız yok. Elbette alacak. Ama "Beni en çok futbolcularımın transfer işleri tedirgin ediyor. Akılları orda, konsantrasyonları bozuk" deyip duruyordu. Problemi çıkaran kendisi oldu. Söz verdiği, belge imzaladığı ve avansını bile aldığı federasyondan; mancınıkla F.Bahçe''ye fırlatıldı. Şimdi de, tazminatı ödememek için; 50 çeşit fırıldak döndürülüyor. Pişkinliğin bu kadarına da pes! * * * Önce sözleşme imzalayıp, sonra federasyondan izin istemek; hangi erdemli adamın stratejisi acaba? "Ben dürüst adamım... İlkeli adamım... Sözümde kıvırtmam, saptırmam, çarpıtmam" deyip, daha yeni anlaşma yaptığın halde; fazla parayı bulunca başka yere tüymenin ahlâksal açıdan anlamı nedir? Bunu ciddi boyutta sorgulamamız gerekir. Futbolcularına verir talkını, kendi yutar salkımı görünümündeki bir hoca; saygınlığını ve inanırlığını korumada, büyük zaaflara düşer... Kimlik erozyonuna uğrar. Mustafa Denizli; milli takımda yeni dönem için kendi işini kesin olarak halledip, futbolcuların prim sorununu sürüncemede bırakmasıyla zaten yara almıştı. Parayı görünce, renk değiştiren bukelamun olmasın! * * * İlkelerinin infilak ettiği, şarapnel parçalarının onur zedelediği kulüplerden biri de; Beşiktaş''tı... Yeni yönetim; Briegel''le anlaştığını, sözleşmesini bir sezon daha uzatacağını açıklamıştı. Fakat ne olduysa oldu; abra kadabra, elemterefiş, kem gözlere şiş... Oldu da bitti maaşallah, Briegel''i aniden harcadılar. Bir hafta içinde ne oldu da, böyle yanar döner oldunuz? Briegel''in yerine, çok daha karizmatik ve geçmişi başarılarla dolu Scala''nın gelmesi; yapılan yamukluğu, demir tavında dövülerek düzeltmez!
Beşiktaş Kulübü; bir dediği öbürünü tutmayan, savruk, niteliksiz ve sallapati yönetim üslûbuna alışık değildir.
Seba, bu kulübe dürüst olmayı öğretmişti. İlkeler çabuk terkedildi. * * * Briegel, herkesten daha mert çıktı. Göreve geldiğinde kulüpte bulduğu Ahmet Akcan''ın, sezon sonunda ilişkisinin kesilmesi kararına tepki gösterdi. Kendi getirdiği, kendi istediği, beraber olmak için şart koştuğu biri değildi. Almanya''dan beraberinde getirdiği bir Alman yardımcı için bunu yapsa, o kadar anlamlı olmazdı. Ama Briegel; bunu bir Türk için yapıyor. Onu korumak adına, yönetimle ters düştü... Sonunda işinden bile oldu. "Bana ne" deyip sesini çıkarmasa, bir sezon daha Beşiktaş''ın başındaydı. Ama o; kulübe yama olmaya ve bu yüzden Akcan''ı yemeye çalışan bazı eski Beşiktaşlı futbolcuların ortak kumpaslarına karşı; yardımcısına arka çıktı. Başını yiyen direnişte, onuruyla dimdik ayakta kaldı. Kendisine danışılmadan, görüşü ve izni alınmadan, firardaki Amokachi''nin Türkiye''ye getirtilip, derhal kadroya alınma baskısına da; direndi. Hatta tepki verdi. Dürüst adam, mert adam, ilkeli adam, buna derim. * * * Serdar Bilgili; Beşiktaş''ın geleneklerine uyum göstermeyen ani kararalarıyla, kulübü maceralı bir yolculuğa çıkarmanın arifesinde... Siyah - beyazlı camia için, "Olmaz olmaz" denilen şeyleri; "Ben yaptım, oldu" düzenine getirtmeye çalışıyor. Tutarlı kulüp imajından sonra; inşallah Beşiktaş oldu - bittiye gelmez.. Amin!

