Kaydet
a- | +A

Emre''nin trafik kazasından sonra, soru işaretleriyle ilgili zaman dilimleri geçti. Çünkü; sabahın 05''inde neden sokaklarda olduğu konusunda, çelişkili ifadeler vardı. Biri; sabah namazını kılacaklarını söyledi... Öbürü; Belgrad ormanlarında koşuya gittiklerini iddia etti... Bir başkası ise; "Doktor Burhan Uslu''nun tedavi amaçlı çalışma programı nedeniyle, Ali Sami Yen Stadı''na antrenmana gidiyorlardı" dedi. Açıklamalar çelişkili olunca; "Gizlenmesi gereken kuşkulu bir durum" havası ortaya çıktı. İş böyle olunca; trafik kazası, seks partisi dönüşünden, Tarikat''a katılma senaryolarına kadar; bir yığın spekülasyona yolaçtı. Emre basın toplantısı yapınca, durum netliğe kavuştu. Açıklamaya göre; önce sabah namazını kılacaklar, sonra da Belgrad ormanlarına krosa gideceklerdi... Gene de doğruyu söyleyip söylemediğinden emin değildim... Ama bizim Engin Atay ve Mustafa Karagöl; onu yakından tanıyan biri olarak, söylediklerine yüzde yüz onay verdiler. Onlara inanırım. Bu yüzden, öfkem dindi! Çünkü işin içinde, seks partisinden çıkış ihtimali sıfırlandı. *** Ancak, dünkü Cumhuriyet gazetesi tarafından olayın işleniş biçimi; farklıydı... Evet, namaz kılma ve camiye gitme isteklerinden sözedip, gerçeği bir ucundan yakalamışlardı ama; bakış açıları tamamıyla farklıydı. Bir futbolcunun ibadet etme özgürlüğünü, aşağılayıcı bir biçimde duyuruyorlardı. "Tarikat" iddialarını öne sürdüler. Önce şunda anlaşalım: Bir futbolcunun namaz kılmasında; ne futbol tekniği açısından, ne de kulüp etiği açısından sakınca olamaz. Vicdan özgürlüğünden söz ediliyorsa; buna bir sınır konulamaz. Futbolcu namazını kılar, Cumhuriyet Bayramı sabahı da camiye gider... Bizim Engin Atay; Emre''nin önemli maçlar öncesinde, mutlaka Eyüp Sultan''a gittiğini, bunu vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirdiğini söyledi. Bunda şaşılacak, kızılacak bir durum yok. Tam aksine; "Dinine, imanına düşkün bir futbolcu olmasının" hoş bir tavrı var. *** Kaza haberi ilk duyulduğunda, birbiriyle çelişen açıklamalar nedeniyle "Saklanması gereken uygunsuz bir durum" şüphesi içindeydim... Üstelik, Emre''nin yanındakilerden biriyle ilgili olarak, olumsuz istihbaratlar aldım. Bu nedenle "Camiye gitme ihtimalleri" benim için oldukça zayıftı. Hatta hiç yoktu... Sabah 05.00 saatlerinde sokaklarda olmalarını, bir keyif gecesinin acı sonla biten rezaleti olarak gördüm. Ama çocuk ortaya çıkıp "Ben camiye gidiyordum" dese - ki bizim arkadaşlar bunu doğruluyor-niçin gittin diyebilir miyiz? İbadet etmeyi düşündüğü için, suçlanabilir mi? Cumhuriyet gazetesinin, işi "Futbolda irtica" düzeyine getirme çabalarını üzüntüyle karşıladım. "Cumhuriyet Bayramı sabahında, Eyüp Sultan''da ne işi vardı?" ne demek? Her zaman... Her bayramda... Her şartta... Her zaman gidilir... Tuhaflık, sizin olayları algılamanızda! Olayları böyle provoke ederek, inanan kesimleri dışlamak alışkanlığından vazgeçelim. Olay; camiye gidiş nedeniyle değil de, günün ağaran saatlerine kadar sürmüş bir seks partisi çıkışında olsaydı, daha mı geçerli bir mazeret sayılacaktı?

Ben böyle bir ihtimale karşı, daha evvelki geceden ağır tepki koymaya başlamıştım. Ama işin içinde ibadet olunca; öfkem anlayışa dönüştü.