Son dönemlerde gelişen şu garip olaylara bir bakar mısınız? Bu ülkenin Futbol Federasyonu Asbaşkanı Hadi Türkmen; "Mafya tehdidi var" gerekçesiyle, görevinden istifa ediyor. Bu ülkenin federasyon başkanı Haluk Ulusoy, bazı özel televizyonlara ana-avrat küfrediyor. Bu ülkenin 2 şöhretli futbolcusu Cafer ve Tarık; senet mafyasına, iş veriyor. Tehditle tapu aldırıyor. Bu ülkenin eski gol kralı Tanju Çolak; toplu kaçakçılık suçundan cezaevine düşüyor... Bu ülkenin şimdiki gol kralı Hakan Şükür; Zürih havaalanında Derya Derviş adlı bir gazetecinin kulak zarını yumruklarla patlattığı için, İsviçre''ye girmesi yasaklanıyor. Girerse, tutuklanacak... Bu ülkenin Milli Takımı''nın golcüsü Oktay; en yakın takım arkadaşı Serdar''ın sözlüsünü ayartıp onunla evleniyor... İhanete uğrayan; buna sebep olanı, ölümle tehdit ediyor... Oktay, ilk evliliğinde de; Genç Milli Takım''dan arkadaşı Tarkan''ın sözlüsü ile evlenmiş, eşi sonradan intihar etmişti. Hıncal Uluç, ayağından kurşunlanıyor... Mehmet Ali Yılmaz, "Mafya, onun ayağını kaşıdı. Diğerini biz mi kaşıyalım?" diyor... Akşam gazetesi yazarları, Kâzım Kanat dövülüyor... Osman Şenher dövülüyor... Trabzonspor muhabirleri; Türkiye''den M.Tahir Kum, Hürriyet''ten Adnan Sungur, Milliyet''ten Altuğ Atalay; Yılmaz Vural''ın basın toplantısı sırasında dışarı çağrılıp, başkan M.Ali Yılmaz''ın koruması Metin Arslan tarafından, yumruklanıyor... Yumruklayan kişi de, 2 gün sonra bir başka olayda öldürülüyor... Spor yazarlığı yapan Engin Verel; Fanatik gazetesinde silah çekip adam vuruyor...
Verel''in, menfaat ailesindeki yapışık kardeşi Ogün Altıparmak; Oulare''nin FIFA lisanslı meneceri Ceylan Çalışkan''a, "Ulan en hakiki menecer benim" diye otel lobisinde saldırıyor. Küfürler ediyor... ...Ve, say say asla bitmeyecek bir yığın olay sonunda; spor yazarı Osman Tamburacı, bir TV programı çıkışında kıstırılıp, 4 saldırgan tarafından dövülüyor. Lütfen, aradaki farka bakar mısınız! Avrupalı Bosman''la, bizimkiler Osman''la uğraşıyor. Daha önce patlak veren çok sayıdaki olaylara o denli alışmışız ki; Tamburacı''nın yediği dayak, bir gözümüzden girdi, öbür gözümüzden çıktı... Kulaklarımız zaten hiçbir çığlığı duymuyor! Artık bu işleri tamamen kanıksadık. Ne olsa, iplemiyoruz... Dayağı yiyen, yediği dayakla kalıyor. Adamın kendi gazetesi bile, işi ucundan tutuyor. "Mutlaka kaşınmıştır.... Yoksa boşuna dövmezler" anlayışında sanki... Oysa Osman''ın hiç günahı yok. Kadir Çelik''in Kanal 6''daki ilk Objektif programına katılmıştı... Naklen yayın kaosu, 3 dakikalık haber içerikli görüntüler üstüne gayet mantıklı şeyler söylemiş, önerilerde bulunmuştu. Konuşmasında sataşma, iftira, hakaret veya benzeri olmsuz ifadeler asla yoktu. Ama program bitiminde stüdyodan çıkıp evine doğru giderken; 34 H 9809 plâkalı bir BMW, önünü kesti... İçinden inen 4 kişi, saldırıya geçti. Tekme, yumruk, küfür adına ne varsa; bütün pisliklerini kustular. Saldırganlardan ikisi kayıp... Cihan Kurtuluş ve Sait Mert Emre adlı iki kişi ise yakalandı. Peki, Osman Tamburacı''yı dövmenin sebebi ne? Sebep: Yok! G.Saraylı bir yazar olması; dayak yemesine kâfi bir neden... Sonradan anlaşılıyor ki; saldırganlar da, Objektif programının seyirci bölümünde yer almışlar... "Hazır bir G.Saraylı bulmuşken, dövsek iyi olur" diye düşünüp, çıkışta zevk için pusuya yatmışlar. Adamlar üstelik, BMW''li...
Lüks kabadayılar! Eskiler ne güzel demiş... Eşeğe altın semer vursan da; eşeğin eşekliği değişmez. Bunlar da BMW''li maganda... Lüks araba kullanmaları, zontalıklarını gizlemiyor. Esas kötü olan, Osman Tamburacı''nın dayak yemesi değildir. Yediği dayaktan sonra, sahipsiz kalmasıdır. Hıncal Uluç''tan başka yazanını görmedim. Bir yazar arkadaşımız keyfi şekilde dövülüyor, meslek adına yeterli volümde gürlemiyorsak; o dayağı ona biraz da biz atıyoruz demektir... Onun aşağılanmasına, kına yakıyoruz demektir... Uluç''un da yazdığı gibi; bazı meslekdaşlarımız, bu gibi durumlarda "Oh, iyi oldu" demeye bile getiriyor. Ayıptır! Aslında bu yazının bu kadar geçe kalması bile; ayıbın önde gelenidir. "Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için" olmazsak, eşek sudan gelinceye kadar dövenimiz çok olur.

