Uzun meslek yaşamımın, hiçbir aşamasında; bir teknik direktörün görevden alınmasını, kovulmasını istemedim. Bunu hakedenler olsa bile, istemedim... Kimilerinin, teknik direktör gönderme komplekslerini hep yadırgadım. Böylelerine karşı çıktım.
Bugüne kadarki hiçbir yazımda kimse için "Postalayın, gitsin" demedim.
Ama bu kez, bıçak kemiğe dayandı. Sabır taşım çatladı.Tahammül edemez oldum.
G.Saray''ın kimliğini paçavraya çevirmek için özel eğitim almış olduğundan bile kuşkulandığım terörist kılıklı bir adam; takımın ruhuna kezzap döküyor.
G.Saray gibi bir takım, dün geceki gibi çaresiz durumlara düşer mi?
Emrah; G.Saray''ın sol çizgisinde ne kadar adam varsa, hepsini ipe dizerek, kale önüne kadar sokuldu.
Bülent Üçüncü; afedersiniz, salakça hatalar yapmasa, İstanbulspor''un 3-0 öne geçmesini kimse engelleyemezdi.
* * *
Defans; her atağı tehlike kokan İstanbulspor sokuluşlarında, panik yaşadı.
Rakibi bilinçle kontrol edip, ele geçirdiği topu akıllıca kullanan G.Saray yerine, savruk defanslı dan - dunlu bir G.Saray gelmişti.
Rakibiyle başedebilmek için; uyduruk pozisyonlarda hakemlerden penaltı ikramı bekleyecek kadar, zavallı bir duruma düşmüşler...
Bunlardan birini hakeme kakaladılar. Jardel de, asla haketmedikleri galibiyet şansını, hayatında ilk defa penaltı kaçırarak önledi.
O yiğit G.Saray gitmiş... Sünepe ve sürtük bir takım gelmişti.
Lucescu ne büyük (!) adammış ki; muhteşem bir takımı göz açıp kapayıncaya kadar, bu denli bir sıradan takım haline dönüştürdü.
Bu işte FBI''ın, CIA''in, KGB''nin, MOSSAD''ın parmağı bile olabilir.
Çünkü durup dururken, bu kadar rezillik olmaz!
* * *
Hagi; bir serbest atış öncesinde, ileriye gitmiyor diye Fatih''e çok kızdı... Ona karşı öfkeli hareketler yaptı.
Çocuk ne yapsın, boynunu büküp ileri gitti.
Bu sefer de Lucescu; küplere binerek, "Geriye geç" diye bağırdı.
"Hagi, Lucescu''yu da yönetiyor" diyorlar ya; tribünlere otorite gösterisi yaptı.
Fatih, ne yapacağını şaşırdı.
Bunların hepsi şaşkın...
Ne yapacaklarını bilmiyorlar!

