Türkiye''de şöhretler; yoldan, raydan, zıvanadan çıkmaya devam ediyor.
Rezaletler... Fiyaskolar... Skandallar, ardı ardına patlıyor.
Ülke gündeminin, sanatçı çevresinden belli bir kontenjanı var.
Utanç verici olaylar; devre mülk sistemi gibi, her hafta yeni sahibini bekliyor.
"Ağır, oturaklı, kişilikli" diye bildiğimiz sanatçıların bile, olmadık yerde bombaları patladı.
İnsan şaşırıyor.
Şimdiye kadar saygınlığı hiç tartışılmamış nice sanatçının bile, mesleki kariyerleri ve kişilik karizmaları; belinden ağır balta darbeleri aldı.
Bu yüzden, tedavileri de güç!
***
Son örnek, Kadir İnanır olayı...
Ülkenin gündemine, "Taciz" olayı ile oturdu.
Derman Bey dizisinde rol alan mankenlerden Buket Saygı; sanatçı arkadaşı Çelik''le birlikte yaptığı öfkeli basın toplantısında, ağır suçlamalarda bulundu.
İddiaya göre; Kadir İnanır, cep telefonuyla geçtiği mesajlarla kıza sarkmış...
"Sevgilim... Hayatım... Çok güzel kızsın... Gel samimiyetimizi ilerletelim" gibi cüretkâr ifadeler kullanmış...
Bunlar belgelendi.
Zaten kendisi de inkâr etmiyor.
"Ben o sevgi sözcüklerini, onu diziye motive edeyim diye geçtim" diyor.
Üstelik, bunu dizide oynayan 6 mankene de birden geçmiş...
Benim anlayamadığım şu:
Kadir İnanır, nedense hep güzel manken kızları motive etmeyi düşünüyor da; dizideki genç erkek sanatçıları motive etmeyi hiç aklına getirmiyor.
Ayrıca, dizinin yapımcısı değil... Dizinin yönetmeni değil... Dizinin casting yetkilisi de değil...
Bu manken kızları geliştirme ve motive etme içgüdüsünü nerden kazanmış?
Diyelim ki; sanatçı duyarlılığı ile, kendini bu konuda sorumlu hissetti.
Yahu dizinin çekimi bitmiş, kızlar evine dönmüş; o sabahın 03''ünde mesaj geçerek halâ motive etmeye çalışıyor.
Genç erkek sanatçıların, canı cehenneme...
Onlara açılan böyle şefkatli bir kucak yok.
İlla da kızlar!
Bırak, biraz da biz motive edelim.
***
Bu iş; cep telefonlarına "Hayatım, tatlım, ne güzel kızsın... Gel bu beraberliği geliştirelim" mesajları çekerek olmaz.
Samimi olduğuna kimseyi inandıramazsın.
Sette toplarsın onları, gizlisi - saklısı olmayan bir ortamda ve "Güzel kız - Sap erkek" ayırımı yapmadan, herkese eşit oranda elinden gelen çabayı gösterirsin.
O zaman iyi niyetini anlarım.
Bak zaten yüzüne - gözüne bulaştırdın.
Bir tanesi çıkıp, rahatsızlığını ortaya koydu.
Bunu "Reklâm peşinde koşturuyorlar" diye kestirip atamazsın.
Hiç kimse; durduk yerde, sırf kendi reklamı olsun diye, kariyer zedeleyecek bir iftirada bulunamaz.
Bunu yapan da; yoldan geçen zibidinin biri değil, Çelik...
Şöhretse şöhret!
Elini masaya vura vura gerçekleştirdiği öfkeli basın toplantısını, bir komplo olarak düşünmek, katiyyen gerçekçi değildir.
Çelik''in bazı şeyleri abarttığını varsaysak bile; ateş olmayan yerden, duman çıkmaz.
O ateşin üzerine kül dökemeyiz.
***
Türk sinemasında gerçekten kalıcı ve seçkin bir yer edinen Kadir İnanır; bu konumunu tehlikeye sokacak davranışlardan mutlaka sakınmalıdır.
Türkiye''nin son yıllardaki çürüme trendinden arınmak için, en küçük davranışına bile dikkat etmelidir.
Yeterli özeni gösteremezse; karizmasını tehlikeye atar.
Elini sallasa zaten ellisi gelecek bir sanatçının, "Sıradan çapkın" görüntüsü verecek girişimlerden kaçınması gerekir.
Başkalarını değil, önce kendini motive etsin!

