Hafta arası Çarşamba günü, Meriç Tunca''nın Star gazetesinde sıkı bir yazısı yayınlandı. "Yine aday ol Aziz abi" başlığını taşıyan yazı; F.Bahçe Başkanı''nı, ironi ve hiciv yüklü bir üslupla eleştiriyordu. Yazının genel kurgusu, başarılı ve etkileyiciydi... Ama özellikle bizim meslekle ilgili bölümü, daha çarpıcıydı. Şöyle diyordu: "Evet, Aziz abi... Gene aday ol ki; karısına otomobil kiralama şirketi açtığın spor müdürleri... Altlarına araba çektiğin yazarlar...Ceplerine para koyduğun muhabirler, yine bayram yapsın." * * * İşin tuhafı; Meriç Tunca, bunları ilk kez söylemiyordu. Daha önce de yazdı. O zaman Ali Şen: Sabah Gazetesi Spor Müdürü İbrahim Seten''i, hem de Meriç Tunca''nın yanında telefonla aramıştı... "Star''daki yazıyı okudun mu?.. Başkan Yıldırım''dan para alarak, karısına oto kiralama şirketi kurduran spor müdüründen söz ediyor. Acaba kimden bahsediyor?" diye sormuştu. Seten, "Benden bahsediyor abi" karşılığını verince; Ali Şen de "Madem öyle, ona niye cevap vermiyorsun?" demişti. Buna, "Bulaşmak istemiyorum... Sırası değil... Gerek yok" türünden karşılık vermişti. Keskin, net ve açık bir tavır koyamadı. Meriç Tunca ise; yazısındaki iddiasını, telefonla konuşmamızda daha da netleştirdi: "250 bin doları Sabah Gazetesi''nden talep ettiğini ve bu ödemenin yapıldığını söylüyor ama; bunu belgeleyecek resmi kanıtı yok... O yüzden bana açık tepki vermiyor." Konuyu İbrahim Seten''le de konuştum. Üslubunda herhangi bir panik, endişe ya da benzeri bir korku yoktu. Sakin bir ses tonu ile "Bunlar çamur at, izi kalsın hesabıyla yazı yazıyor... Cevap verirsem, iş büyür, millet de boş yere kuşkulanır. Eşim dayısı Saffet Arıcan''la birlikte, ben Sabah gazetesine başladığım günlerde bu işe girdi... Yani ben işe başlar başlamaz mı Yıldırım''dan para aldım? Böyle şey olur mu?... Ayrıca hepsi ikinci el olan 8 yerli arabamız var. Toplasan 20 milyar etmez" dedi.
* * * Seten, bu iddialar karşısında sessiz kalmayı tercih edip, açık bir tavır koymazken; Meriç Tunca''ya telefon açarak, ana-avrat küfür eden gazeteciler olmuş... "Kimdi bunlar" diye Meriç''e soruyorum. Anlatıyor: "Bunlardan biri, eskiden tribünlerde amigoluk yaparken gazeteci olan Arif Erören...Terbiyesiz bir şekilde ağır küfürler etti... Ne anam, ne bacım kaldı" İşin enteresan bir tarafı var. Arif Erören aşağılık küfürleri basarken "Hayır böyle bir şey yok, iftira atma" demiyor. "Başkan seni şöyle yapacak, böyle yapacak... Başkan seni ayaklarından vurdurtacak" diye dolaylı tehdit savuruyor.. Dikkat edin; kendini savunurken bile, sırtını Aziz Yıldırım''a dayıyor. Belli ki, başı sıkışınca başkanına koşuyor! Ayrıca bu öfke neden? Niye o kadar çok gocundu... Yarası çok mu büyük? * * * İlginç bir tepki telefonu da, F.Bahçe muhabirlerinden Mehmet Ali Canbek''ten gelmiş... Meriç Tunca; "Bana, gel de aldığım paraları beraber kırışalım dedi... Bunu kinayeli bir şekilde söyledi ama; kanı değişmesi gereken çocuğu için Başkan''dan para isteyen kimdi?" diye soruyor. Yalçın Türk''ün de şaibeli ilişkilere bulaştığını ve Maltepe''de giyim üzerine mağaza açtığını söyleyen Tunca; "Kaynaklarını açıklasınlar" isteğinde bulundu. Kimisi sessiz kalıyor, kimisi küfür ediyor ama; tebrik için arayan meslekdaşlar da var. Mesela ben; içerik, üslup ve yazı kurgusu açısından çok beğendim. Telefon açıp söyledim. Bizim gazetenin F.Bahçe muhabiri Şekip Hazar da, arayıp kutlayanlardan... "Başkandan para alan F.Bahçeli muhabirler" sözünden o niye gocunmuyor? Yarası, sivilcesi, cerahatı yok da ondan! * * * Engin Verel için de, "Başkanın altına araba çektiği adamlarından biri" iddiası var. F.Bahçe''nin sosyal tesislerinde yemek yemiş... 600 milyon lira hesabı birikmiş, ama ödemiyor... Zıkkımın kökünü ye, o kadar kabarık faturayla ne yedin? Deve olsa, çatlardı. İşletme sorumlusu, onun adını "Yüzsüzler" listesinde duvara astı. Gene iplemiyor... Adam artık kaşarlanmış, illâ kulübe ödetecek! Düşün lan F.Bahçe''nin yakasından... Yeter artık!

